Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Guccalıların Fır Fır Kanunu
Çarşamba, 21 Ağustos 2019 - (22:28)
Mehmet Ali Tekin

18 Temmuz Perşembe gününden beri, memlekette sıla-i rahim yapmaktayım. Sevgili okuyucularım, sıla-i rahim yapmanızı ısrarla tavsiye ederim. Yeni nesil kardeşlerimiz, sıla-i rahim deyimini bilmeyebilir. Doğduğunuz yer anlamındadır. Siz İstanbul’da doğmuş olabilirsiniz, anne babanızın doğduğu memleketinize gidin, köylüleriniz ve akrabalarınızı ziyaret edin. Sıla-i Rahim’den sonra, hayatınızda olumlu değişikliklerin meydana geldiğini, fark edeceksiniz mutlaka…

Memlekette gezdikçe, değişik hikâyelerle karşılaşmanız kaçınılmaz.

Benim doğduğum ve 8 yaşına kadar yaşadığım Kuşça Köyü, Konya’nın Bozkır İlçesi’nin öne çıkmış köylerinden birisidir. 7 Mahallesi vardır: Ayşalar - Bozalan – Gargıcılar – Hatıplar –Hacı Ahmatlar – Irgınlar- Piriler. En eski mahallesi Hatıplar’dır. Eskiden Bayram ve Cuma namazları sadece bu mahallede bulunan Hatıplar Camisinde kılınırdı.

Kuşcalılar (Yöresel tabirle Guccalılar veya Gucca Köylü), düğün ve çeşitli vesilelerle diğer köylere gidip, çeşitli etkinlikler yapmaları 1930-40 yıllardan kalma bir gelenektir. Bu gelenek, 1960’lı yılların ortasına kadar devam etmiştir. Bu oyunlardan birisini, siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

Guccalıların Fır Fır Kanunu

Olay Muzaffer Ceylan’ın 12 Nisan 1968 tarihinde Bozdam Köyü’nde yapılan düğününde geçer. Muzaffer Ceylan şöyle anlatıyor:

Asker arkadaşım Kuşca Köylü Mehmet Ali Sarıyar’ı (Eskioğlan) ve Guccalıları, düğünüme davet ettim. Eskioğlan ile birlikte Hamza Sarıyar, Kamil Sarıyar, Mehmet Can (Camız’ın Mehmet) ve adını hatırlayamadığım birkaç kişi daha düğüne geldiler. Guccalıların yaptığı oyunlar, hele hele Küllü Goca oyunu, hâlâ hatırımdan çıkmıyor.

Düğünden bir gün sonra Guccalı misafirlerimize köyün gezdirdik. Öğle sonunda da bizim evde yemek yedirdik. Eğlence olması için bir oyun aklıma geldi ve asker arkadaşım Eskioğlan’ın ceketinin bir cebine havla (helva) diğerine de biraz su doldurdum. (Ceket deri olduğu için suyu geçirmedi.) Bu arada durumu Kamil Sarıyar’a saklıca (gizlice) bildirdim. Yemeği yedikten sonra misafirlerimiz ‘Bize müsaade, biz gidelim.’ diyerek, izin isteyip ayaklandılar.

Tam kapıdan çıkacaklarında Kamil: “Durun arkadaşlar! Biz gidiyoruz ama Bozdamlıların bir şeyi kaybolur, sonra Guççalılar (Kuşça Köylüler) çaldı derler. Onun için herkesin üzerine arayacağım.” dedi ve hemen sırayla herkesin üzerini aradı. En sona Eskioğlan’ı bıraktı. Sıra O’na geldiğinde elini ceketin cebine daldırdı. Bir de ne görsün bir avuç halva. Hemen diğer cebine elini attı. Orada da su dolu olduğunu görünce:

“Demek halvayı yiyecen, boğazında galınca da üzerine su içecen, öyle mi? Bu bizim arımız (Bu ayıp, bize yakışmaz). Bu cezasız galamaz! Mahkemeyi gurmamız lâzım.” dedi ve hemen Guccalıların Fır Fır Mahkemesi’ni kurdu. Kuşça Köyü’nden gelenlerden birisini Candarma (Jandarma), birini Savcı, gendini de Hâkim tayin etti ve Asker Arkadaşım Eskioğlan’ı ( Mehmet Ali Sarıyar) mahkeme etmeye başladılar. Candarma hemen elerini bağlayarak, mahkeme huzuruna getirdi ve ellerindeki bağı çözdü. Savcı: ‘Bu Eskioğlan Gucca geleneklerine ve ganunlarına uymayan bir davranışta bulunarak, Gucca’yı rezil etmiştir. Bu yaptığının yanına galmaması için ‘Ayakları şişinceye gadar falaka ve dili sarkıncaya kadar da Pardıya (tavana) asılma cezası verilmesini talep ediyorum.’ dedi.

Hâkim, Eskioğlan ve şahitleri dinledikten sonra şu gararı açıkladı: Falakaya yatırılıp, ayakları şişinceye kadar değnekle döğülmesi ve ardından dili sarkıncaya kadar Pardıya asılması…

Guccanın Fır Fır Ganunlarına göre, karara itiraz yoktu. İtiraz ettikçe ceza gatlanarak artırılırdı. Bunu bildiği için asker arkadaşım Eskioğlan boynunu büktü, cezaya razı oldu.

Ayakları şişinceye gadar, değnek vuruldu. Daha sonra da topuklarından iple bağlanarak, pardıya asıldı ve yarım saate yakın öyle asılı galdı. Candarma ipini çözdüğünde Eskioğlan, kilimin üzerine pelte gibi yığıldı galdı. Bir saatten fazla yerde yattıktan sonra galktı ve kimseye bir şey demeden gapıdan çıktı, harmandan Gucca Köyüne doğru yörümeye başladı.

Kamil Sarıyar, evden çıktı ve harmanın ortasına ulaşan Eskioğlan’a seslendi: “Ulaaaan Eskioğlan! Eğer dönüp Damada ‘Allah’a ısmarladık, hakkını helâl et.’ demezsen; Anam… A….. olsun sen Gucca Köyü’ne varmadan vururum, sağ gomam..! diye bağırdı ve elindeki dabancanın ağzına, şak şuk mermiyi verdi… Eskioğlan baktı iş ciddi. Geriye döndü yanıma geldi ve ‘Allah’a ısmarladık! Haggını helâl et.’ dedi. ‘Güle güle… Helâl olsun…’ deyip uğurladım.

Şimdi nerede bir Kuşca Köylü ile garşılaşsam hemen bu aklıma gelir, gülerim…

Bozkır Gündem Dergisi – Nisan 1992 Sayı: 5 Sayfa: 34

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Mehmet Ali Gündüz Hoca…
   Moro Destanı Özgürlüğüne Kavuşuyor...
   Ümmet’e Karşı Sorumluluğumuz
   Yaşasaydı Güneydoğu’nun Şeriati’si Olurdu…
   Doğu Türkistan'da Neler Oluyor?
   Sizleri Çok özledik… Allah Var Problem Yok…
   Defolu Kumaşları Vermem…
   Niye Sevelim ki…
   Kripto Fetöcüler İş Başında
   Anandan mı şapkalı doğdun?

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
Mehmet Ali Tekin
Guccalıların Fır Fır Kanunu
Recep Öğütçü
Ruh Sağlığı Kanunu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te