Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Sizleri Çok özledik… Allah Var Problem Yok…
Perşembe, 13 Aralık 2018 - (14:34)
Mehmet Ali Tekin

İmam Alim Sultan – 11 Aralık 1995 Odessa

Sevgili Dostum Timur Kuliev bürosunda sohbet ederken, seni çok değişik birisiyle tanıştırmak istiyorum. Biraz sonra gelecek, öyle sıradan birisi değil.

“Bu kardeşimiz, sizin bildiğiniz müzisyenlerden değil; bu, savaşçı bir müzisyendir. Bunun silahı da gitarıdır…” diyerek, müzisyen olduğunu söylediği kimse; bir müddet sonra kapıdan içeriye girdi.

Yıl 1995 aylardan Kasım…

Timur kardeşimizin tercümanlığıyla, kendisiyle konuşmaya başladık.

Kısa sakallı, geniş omuzlu, siyah saçlı, açık alınlı…

Canayakın, sevecen birisi…

Bizim başka bir yerde randevumuz olduğu için kendisiyle akşam buluşmak üzeri vedalaştık.

Akşam bulunduğumuz eve bir kaç arkadaşıyla beraber geldi. Uzun uzun sohbet ettik. Bize, gitarıyla cephede söylediği ezgilerden kısa bir konser verdi. O zaman yayınladığımız SELAM Gazetesi için röportaj yaptım.

Sohbet esnasında, Dudayev’in “Senin silahın gitarındır. Onunla yüz füzeye denk iş yapabilirsin.” dediğini aktarı; ben de cevaben O’na: “Eğer Ruslar ile (tam bağımsızlığı fedâ etme karşılığında) anlaşmaya yeltenirsen, gitarımla cephe cephe dolaşır, seni rezil ederim.” dediğini söylerken; ne kadar açık sözlü olduğunu sergiliyordu.

İmam Alim’e: “Sen mutlaka Türkiye’ye gitmelisin ve bu ezgilerinle Türkiye halkına Çeçen mücadelesini anlatmalısın.” dediğimde.

“Türkiye’den kimseyi tanımıyorum.“ deyince:

Biz ne güne duruyoruz. Ben seni ağırlayacak, seni Türkiye’de gezdirecek kimselerle tanıştıracağım, dedim. SELAM GAZETESİ’nin, İHH’nın adresini ve telefonlarını verdim.

Sizi Çeçenistan’dan dönene kadar burada beklerim, deyince: Yolcunun işini Allah bilir. Sen bizi bekleme, bir an evvel Türkiye’ye gitmelisin, dedim.

Nitekim kendisi, bir kaç gün sonra Türkiye’ye gitmiş ve Tüm Anadolu şehirlerinde konserler vererek, Çeçen Direnişi’ni anlatmış.

Kendisiyle sohbetimiz gece yarısına kadar devam etti. Vedalaştık gittiler.

Ertesi günü biz, Çeçenistan’a doğru yola çıktık ve Ruslar tarafından Dağıstan sınırında tutuklanıp, cezaevine konulduk.

8 ay 3 günlük esaretten sonra Derbent’ten tahliye olup Mohaçkale’ye vardığımın ertesi günü, kardeşim Halit İmam Alim Sultan’ın evine götürdü. Hasretle kucaklaştık. Sakal bırakmıştı, kendisine çok yakışmıştı.

İmam Alim’le günler geceler boyu, Çeçen Direnişi ve Kafkas Müslümanlarının mücadelelerine nasıl katkı yapabileceğimiz hususunda, fikir teatilerinde bulunduk. Birlikte Avrupa’ya gidip, Avrupa’da yaşayan Müslüman topluluklara yönelik çalışmalar yapmaya karar verdik. Bana: “Sen Türkiye’ye git, işlerini bir kaç ay içerisinde ayarla, ben de Türkiye’ye geleyim ve birlikte Avrupa’ya gidelim. Senin cezaevinde verdiğin mücadeleyle ilgili yapacağım bestelerimi, Avrupa’da okumak, benim için bambaşka bir zevk olacak. Avrupa’da seninle çok işler yapacağız inşallah.” dedi.

Kasım ayı sonları mıydı, Aralık ayının ilk günleri miydi, tam olarak hatırlayamıyorum. Telefonum çaldı, hiç bilmediğim bir ülke kodlu numara arıyordu. Açtım İmam Alim. “Hazır ol, 15-20 güne geliyorum” diyordu. Ukrayna’nın Odesa şehrinden aradığını ve buradaki işlerini halleder etmez, Türkiye’ye geleceğini söyledi. Ben de tamam bekliyorum dedim.

16 Aralık 1996 günü, şehadet haberi ulaştı İmam Alim Sultan’ın…

Anlattılar, nasıl şehid olduğunu…

Katil, kapısına kısa fakat hızlı bir şekilde vurup, sesine tatlı bir ton vererek içeriye doğru seslenir:

– Beyefendi! Beyefendi! Arkadaşınız otelin önünde bir kaza geçirdi. Lütfen kapıyı açın!

Kapıyı açtığında, katilin silahındaki kurşunlar göğsüne boşalmıştı. Arkadaş sevgisiyle dolu mert kalbi, böyle alçakçasına bir tuzağı o an akledememiş ve arkadaşını düşünürken, şehadete kucak açmıştı. Cesedi kanlar içinde yere serilirken, ruhu çoktan cennete kanatlanmıştı.

Kaçtılar katiller…

Arkadaşı geri geldiğinde, nefes nefese odanın kapısını açtığında gördüğü manzara karşısında, dona kalmıştı. Ne eli, ne ayağı hareket edebiliyor, ne de konuşabiliyordu. Gözleri arkadaşının yazdığına mıhlandı kaldı:

“Âşığım sana Ya Rabb!

Şu beden zindanında Mahpusum!

Kurtar beni!

Bir şehadet çağrınla”

Fevzi Bektaş Hocamız…

Şehadeti: 15 Aralık 1979

Yıl 1973 aylardan Haziran.

İstanbul İmam hatip Okulu 4. Sınıf Bütünleme sınavlarına giriyorum…

Kur’an-ı Kerim okumasını, İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde öğrendim. Sınıf arkadaşlarımın çoğu, İmam Hatip Okuluna girmeden önce, Kur’an okumasını öğrenmiş. Fakat ben, Kur’an okumasını İmam Hatip Okulunda öğrenmiştim. Bu yüzden de her sene, Kur’an-ı Kerim’den ikmale ve bazı seneler de, tek derse kalırdım. İmam Hatip Okulu 4-E sınıfındayken, Kur’an-ı Kerim Hocamız Müzekkâ Gürbüz idi. Allah, O’ndan da razı olsun. İkmale kalmıştım ve ikmal imtihanlarında, komisyonda Fevzi Bektaş Hocamız da vardı. Önce, yüzünden bir miktar okudum. Ve iyi okumuştum. Yasin, Fetih surelerinden birer bölüm ezber okuttular. Bunları da güzel okudum. Hatta Müzekka Hocam, Fetih suresinin son ayetlerini okumadan önce, Fevzi Bektaş Hoca’ya: Hocam bak şimdi mahreçleri ne güzel okuyacak, dediğini hiç unutamıyorum. Son olarak Fevzi Bektaş Hocam, Hümeze suresini okumamı istedi. Okudum. Fakat Narullah il-Mûgadeh bölümünü tekrar okuttu. Mûgadeh derken, ne var diye sordu. Ben de İhfa var hocam dedim. Hâlbuki Meddi Tabi vardı. Ben imtihan heyecanıyla yanlış söyledim.

Fevzi Bektaş Hocam: ‘Hepsini güzel okudun, ama ihfa ile meddi tabiyi öğren de gel olur mu?’ diyerek, tek derse bırakmıştı.

Fevzi Bektaş Hocamız, İstanbul İmam Hatip Okulu’nda yıllarca hizmet verdi, yüzlerce talebe yetiştirdi ve Küçükçekmece İmam Hatip Lisesi açılınca da, oraya müdür olarak tayin edildi. Burada görev yaparken okula gelen müfettişler, okulun duvarında asılı duran bir Hadis-i Şerif tablosunu, kaldırması hususunda ısrarcı olunca…

Mûnis hâlli Fevzi Hoca, birden celâllenerek:

‘Beyefendi, burası İmam Hatip lisesidir. Burada, ülkenin imanlı nesli yetişiyor. Bu gördükleriniz, Peygamber Efendimizin mübarek sözleridir. Kendinize geliniz!’ diyerek okuldan gönderir…

Patlamada Şehid Oldu

16 Aralık 1979 Gazete Haberi:

Beşiktaş iskelesi yanındaki Barbaros Kafeterya’da buluşarak, Üsküdar’a geçmek üzere sözleşen; Bakırköy İmam-Hatip Lisesi Müdürü Fevzi Bektaş, Zeytinburnu İmam-Hatip Lisesi Müdürü Dursun Kılıç, Sarıyer İmam-Hatip Lisesi Müdürü Sabahttin Karasu; saat 19.00 sularında buluşmak üzere sözleştikleri Barbaros Kafeterya’ya gelmişler; aynı yerde buluşacakları bazı idareci arkadaşlarını gelmesini bekledikleri bir sırada, içinde bulundukları kafeteryada büyük bir patlama duyulmuştur.

Kafeteryanın radyatörleri altına yerleştirilen, tahrip gücü yüksek bombanın patlaması ile, ilk belirlemelere göre 5 kişinin öldüğü, 22 kişinin de yaralı olarak, çevredeki hastanelere kaldırıldığı belirtilmiştir. Olay sırasında, Bakırköy İmam-Hatip Lisesi Müdürü Fevzi Bektaş’ın olay yerinde; hastaneye kaldırılan Orhan Toprakcı, Fehim Fegün adlı şahısların ve kimliği belirlenemeyen iki kişinin daha öldüğü belirtilmiştir.

Tüm Şehidlerimizin ruhu için El Fatiha…

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
   Yardımlaşma Yahut da Allah'a Borç Verme
   Heyder Baba… Şehriyar…
   Mostar Şehidleri…
   PKK'nın Anası Mason 12 Eylülcüler
   12 Eylül’e Doğru…
   Kıymeti Takdir Edilemeyen Adam: Gelenbevi İsmail Efendi…
   Bosna Şehidlerinin Öncüsü: Selami Yurdan
   Yokuşlarda Susamak…
   Guccalıların Fır Fır Kanunu
   Mehmet Ali Gündüz Hoca…

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te