Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT
Cuma, 25 Mart 2011 - (18:02)
Recep Öğütçü

Yetmişli yıllarda, Merhum Erbakan Hocamızın sloganlarından birisi, “önce ahlak ve maneviyat” idi. O sloganın ne kadar anlamlı olduğunu, Hocamızın ne kadar haklı olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz. Ahlak ve maneviyatın tefessüh ettiği bir ülkede maddi kalkınma ancak felaket getirir. Maddesi olup ta maneviyatı olmayan insanlar, kınından çıkan bıçak veya tetiği çekilmiş silah, pimi çekilmiş bomba gibidir. Ne yapacağı, ne zaman patlayacağı, kime zarar vereceği hiç belli olmaz. İnsanı insan olarak tutan, onu eşref-i mahlûkat kılan tek iksir ahlak ve maneviyattır.

Merhum Mehmet Akif ne güzel ifade etmiş: “ Ne irfandır ahlaka yükseklik veren, ne vicdandır./ Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”

Son yıllarda ülkemiz maddi açıdan, ekonomik yönden büyük atılımlar gerçekleştirmiştir. AK Parti hükümetleri ile gelen istikrar ve güvenin sonuncu, Hükümetin uyguladığı liberal ekonomik politikalar, kişi başına düşen milli geliri on bin dolarlara yükseltmiş, ihracatımız 120 bin dolara çıkmış, dış borcumuz nispi olarak düşmüş, yollar, caddeler sıfır model arabalarla dolmuştur. Bütün bunlar güzel gelişmelerdir. Bir de madalyonun öbür tarafı vardır. Giderek ahlak ve maneviyat, ahlaki ve manevi duygular hayatımızdan uzaklaşmış, insanlar yalnızlaşmış, boşanmalar artmış, mahkemeler dolup taşmış, kameralara rağmen hırsızlar ve kapkaççılar çoğalmıştır. Büyük şehirlerde, mega kentlerde can ve mal güvenliği giderek azalmış, daha çok polise ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır.

Evet, insanımızın, özelde gençlerimizin manevi duyguları giderek körelmektedir, kalpler ve vicdanlar manevi bekçilerinden mahrum kalmaktadır. Kalbinde manevi bekçisi olmayan, vicdanı kararmış insanların her birinin peşine bir polis te taksanız toplumun güvenliğini sağlamak mümkün değildir. Büyük balık küçük balığı yutacak, güçlü zayıfı ezecek, bir orman kanunu hüküm sürmeye başlayacaktır. Atalarımız, “kadını er beklemez ar bekler” derler. Yine “kork Allah’tan korkmayandan, Allah’tan utanmayan kuldan utanmaz” der büyüklerimiz. Peygamber Efendimiz de, “Hikmetin (ilmin) başı Allah korkusudur” buyurur. Yani eğitimin temelinde maneviyat olmazsa, gençlere eğitim hayatında haram -helal duyusu verilmezse, çocuklara Allah korkusu, hesap verme duygusu aşılanmazsa, alınan eğitim ve kazanılan bilgi ancak onları şeytanlaştırır, hile ve dolandırma yollarını öğretir. Çünkü şeytan da meleklerin en bilgilisi idi. Ama sonunda o bilgi cennetten kovulmasına, rahmetten mahrum kalmasına sebep oldu. Tıpkı şeytan gibi salt müspet bilgi insan için felaket olabilir. Nükleer enerjinin ve teknolojinin doğru amaçla kullanılmadığında felaket getirdiği gibi.

Rabbimiz, Kur’an’da Alak suresinin ilk ayetinde, “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!” buyurur. Yani Rabbin adıyla başlamayan bir eğitim sistemi hayır getirmez, sonu hüsrandır. Bugün PKK terör örgütünün üyelerinin çoğu üniversite bitirmiş gençler ise ve bunlar dağlarda terör estiriyorsa, hırsız ve dolandırıcıların çoğu eğitim almış insanlarsa, bunun sebebini laik eğitim sisteminde aramak gerekir..

AK Parti Hükümeti, laik eğitim sistemini revize etmeli, yeni bir eğitim politikası belirlemelidir. Tarihimiz, kültürel değerlerimiz, bu değerlerimizin kaynağı olan dinimiz gençliğimize daha yoğun olarak ve farklı bir metotla öğretilmelidir. Müfredata tarihi örnek şahsiyetlerimizi tanıtan dersler eklenmeli, başka milletlerden bizleri ayıran faziletlerimiz, erdemlerimiz yeni nesillere kazandırılmalıdır. Kılığımızla, kıyafetimizle, yediğimizle, içtiğimizle, aile hayatımızla, hayata bakış açımızla, dünya algımızla, örf ve adetlerimizle, bayramlarımızla, komşuluk ilişkilerimizle, edebiyatımızla farklıyız, farklı olmalıyız. Farklı olduğumuz, farklılığımızın muhafaza edilmesi gerektiği gençlere anlatılmalıdır.

Evet, biz bir Batılı değiliz. Onlar gibi domuz eti yiyemeyiz, onlar gibi su yerine alkol tüketemeyiz. Onlar gibi yarı çıplak giyinemeyiz, onlar gibi yalnız ve egoist bir hayat yaşayamayız. Onlar gibi abdestsiz ve gusülsüz olamayız. Onlar gibi aileyi boş veremeyiz, metreslerle, gayri meşru ilişkilerle günümüzü gün edemeyiz. Biz farklı ve asil bir milletiz. Bu asaletimiz de kaynağını dinden alır. Bu farlılıklarımız yeni nesillere anlatmalı ve öğretilmelidir. Aksi halde salt maddi kalkınma, AB içinde asimile olup gitmemize sebep olacak. Büyük kentlerimizde mal, can ve namus güvenliğimiz giderek daha da kaybolacak.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te