Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
12 Eylül Ülkemizin 50 Yılını Heba Etti
Pazartesi, 17 Eylül 2018 - (12:01)
Mehmet Ali Tekin

Şartların olgunlaşmasını beklemek…

Bu cümleyi işittiğinizde, ilk aklınıza gelen nedir?

Aklınıza, ilk olarak 12 Eylül Darbesi gelmiyorsa…

Ya çok gençsiniz, ya da ülke meselelerine ‘bîgane’sinizdir.

Olgunlaşması beklenen ‘ölümlerin ve kaosun artması’dır.

Ölümleri bekleyen kim?

12 Eylül askeri Darbecileri…

Ülkenin can ve mal güvenliğinin teslim edildiği, askeri yetkililer.

12 Eylül askeri darbesinin mimarı Kenan Evren'in sınıf arkadaşı ve 12 Eylül döneminin 2. Ordu komutanı Orgeneral Bedrettin Demirel: ‘Biz darbeyi bir yıl önce planlamıştık. Ama şartların oluşmasını bekledik.’

12 Eylül Darbesi'ni yapılmasının zeminini hazırlamak için olayların özellikle tırmandırıldığı iddiaları, böylece tescillenmiş oldu.

Şu tartışmasız bir gerçek ki Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun, Türkiye'de oluk oluk kan akarken; görevlerini yapacaklarına, yani en azından sıkıyönetim bölgelerinde asayişi sağlamaları gerekirken, artmasına zemin hazırlamışlardır.

Oysa olgunlaşması beklenen süreden bir yıl önce, 26 Aralık 1978 tarihinde Adana, Ankara, Bingöl, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Sivas, Urfa, Adıyaman, Hakkâri, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Tunceli, İzmir, Hatay, Ağrı illerinde sıkıyönetim ilan edilmişti. Asayişle ilgili bütün yetki, sıkıyönetim komutanlarına, yani askerlere aitti.

Sıkıyönetim ilan edilen illerdeki olay istatistiklerine bakıldığında, sıkıyönetim öncesine göre sıkıyönetimden sonra, daha çok hadise meydana gelmiştir.

Önceki yıllarla kıyas edildiğinde, sıkıyönetimin ilan edildiği 26 Aralık 1978 tarihinden, 12 Eylül askeri Darbesi’ne kadar olan sürede; terör olaylarının ve ölümlerin, 4-5 misli hatta yer yer, 10 misli arttığı görülmektedir. Bundan dolayı, sıkıyönetimin ilanı, adeta olayların artmasına zemin hazırlamıştır diyebiliriz

Bu tespitimizin doğruluğu, askeri darbenin hemen akabinde hadiseler ve özellikle de ölümlü hadiseler, bıçak keser gibi birden bire kesilmişti. Her gün en az 15-20 kişinin öldüğü hadiseler, birden duruluvermişti.

Neden?

Askerler, bir gün önce de görev yapıyorlardı, neden o zaman hadiseler durmadı da; 12 Eylül sonrasında, birden duruverdi?

Bu sorunun cevabı…

12 Eylül askeri darbesi, neden yapıldı…

Benim kanaatime göre APOCULARIN, daha sonraki yıllardaki adıyla, PKK’nın önünün açılması ve ülkemizde İslami hareketlerin gelişmesinin önlenmesi için yapılmıştır.

12 Eylül askeri darbesinin, bir iki yıl öncesine gidelim…

5 Temmuz 1977 tarihinde Pakistan’da Ziya ül-Hak bir darbe yaparak, Zülfikar Ali Butto hükümetini devirdi ve ilk atom bombasını yapan, İslam ülkesi hâline geldi.

Afganistan, Ruslar tarafından 11 Aralık 1978 yılında işgal edilmesinin ardından, Afganistan İslamî direnişinin başladığını görüyoruz…

1 Şubat 1979 günü, Fransa’dan İran’a gelen İmam Humeyni önderliğinde İran’da İslami bir hükümet kuruldu.

30 Temmuz 1980 tarihinde, İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti.

Bütün bu olayları değerlendirdiğimizde, 12 Eylül Askeri darbesinin esas maksadı, Türkiye’de İslami gelişmenin önünün alınması olarak görebiliriz.

Bununla birlikte yukarıda da belirttiğim gibi, 12 Eylül’ün esas gayesi, Apocular-PKK’nın önünün açılmasıdır.

12 Eylül Askeri darbesi sonrasında, ülkede bir cadı avı başladı. Ayrıntıya girmeden, birkaç rakam verelim:

İdamlardan başlayalım önce:

* Haklarında idam cezası istenenler: 7.000

* Ölüm cezası verilenler: 517

* Askeri Yargıtay'ın onayladığı idam cezası: 124

* Dosyası Meclis'te bulunan idam hükümlüsü: 259

* İnfaz edilen idam cezası: 50

* İnfaz edilen sol görüşlü idam mahkûmu: 18

* İnfaz edilen sağ görüşlü idam mahkûmu: 8

Diğer bazı önemli ayrıntılar:

* Gözaltına alınanlar: 650.000

* Fişlenenler: 1.683.000

* Açılan dava sayısı: 210.000

* Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar: 230.000

* İşkence sonucu öldürülenler: 171

* İşkence yaptıkları suçlamasıyla yargılanan güvenlik görevlisi: 544

Neyse…

12 Eylül askeri darbesi ile ilgili olarak, esas yazmak istediklerime geleyim.

12 Eylül Faşist darbesi, en çok Kürt vatandaşlarımızın canını yakmıştır. Her ne kadar Ankara Mamak ve İstanbul Selimiye, Metris cezaevlerinde, akıl almaz işkenceler yapıldıysa da, Diyarbakır 5 Nolu cezaevinde yaşananları anlatmak mümkün değil. Hani bir söz vardır: O bir hâldir anlatılmaz, ancak yaşayan bilir… Diyarbakır 5 Nolu cezaevinde yaşananları anlatmak, mümkün değil… En basitini kendimden örnek vereyim.

12 Eylül Faşist darbeye, ciddi manada karşı çıkan 4 yiğit Müslüman’dı…

Yılmaz Yalçıner, Ömer Yorulmaz, Mekki Yassıkaya, Hasan Güneşer…

Her şeyi göze alarak ziyaretlerine gittim. Sanıyorum tutuklanmalarından 2 ay sonra, Aralık ayı sonlarıydı. Yılmaz ağabey ve Ömer ile görüşebilmiştim ve şöyle demişlerdi: “Buraya, görüş mahalline gelirken b..klara, sid…kli sulara basmamak için, meyve sandıklarından köprü yaparak geldik…”

Esat Oktay Yıldıran…

İşkencecilerin başı, cezaevi komutanı…

Erkeklere akıl almaz işkencelerin yapıldığı, hatıratlarda ayrıntılı olarak yazıldı.

Bir misal: “Bir gün bir arkadaşımızı dışarı çıkarıp cop soktular; bunu gardiyanlar çok açık yaptılar. Çocuğa önce “Copu zeytinyağına batır” dediler. “Yağı elinle copun her tarafına sür.” Sonra merdivenin dibinde çocuğa “domal” dediler. Üç-dört gardiyan, çocuğa defalarca cop sokup çıkardılar. Bu arkadaşımız bir ay boyunca, koğuşta başını kaldıramıyordu, etrafa bakamıyordu, çok kötü bir şey yapmış gibiydi; alnından hep ter akıyordu, birkaç arkadaşa daha aynısını yaptılar, ben hep ter olayını gördüm, alınlarından hep ter akıyordu.”

“Sonra bir gün koridordan çok acı bir ses geldi; inleyerek, ama çok acı bir iniltiyle “Neee mutluuu Türküm diyeneee” diyordu, sesi uygun adıma yakın bir tempoyla geliyordu. Birkaç gün sonra anladık ki, komşu bir koğuştan bir adama cop sokup yürütmüşler, cop adamın içindeyken yürütüyorlar. Ama çok acı bir sesti, hiçbir işkence seansında duymadığım bir iniltide sesti...”

Kadınlar için de durum farksızdı.

“Bir köpek sesinin duyulmasıyla askerler hazır ol vaziyetine geçti. Askerin komutuyla yüzümüzü döndüğümüzde, Yüzbaşı Esat Oktay’ı, işkenceci ekibini ve köpeği Co’yu gördük. Bize ilk cümlesi; ‘Aybaşı mı oluyorsunuz, bakın Co hemen kokuyu aldı’ oldu. ‘Burası Diyarbakır Cezaevi, burada Allah benim. Hepiniz dediklerimi yapmak zorundasınız.’ oldu. Gitmesiyle, askerlerin her bir yandan tekme-tokat vurmaları, bir oldu.

Birden ‘Soyunun ulan!’ sesini duyduk. Hiç birimiz soyunmayınca, 15-20 kadar asker aralarına alıp bütün güçleriyle vurmaya başladılar. Bir arkadaşın kulağı patladı. 2 kadın çıkardı kazaklarını. Çamaşırları ve sutyenleri de çıkarın dediler. Yapmayınca, kendileri yırtarak çıkardılar. Küçük bir kedi tırmığı izi sarkıntılık yapmalarına fırsat verdi...”

İçerideki mahkûmlara bunlar yapılıyordu…

Ziyaretçileri de işkencelerden nasibini alıyordu. On binlerce ziyaretçi, ziyaret işkencelerine tabi tutuldu yıllarca…

Türkçe bilmeyen analar ve dedeler, yıllarca evlatlarıyla görüşemediler… Türkçe bilmeyen analar, babalar Türkçe konuşma zorunluluğundan dolayı, ziyarete gidemediler...

Görüşmeye teşebbüs edenler de, işkence ve hakaretten başka bir şeyle karşılaşmadılar yıllarca…

İşkenceye uğrayanlar, tahliye oldukça dağa çıkıp PKK’ya katılıyorlardı…

Böylece PKK, büyük bir terör örgütüne dönüştürüldü…

Sonuç olarak: 12 Eylül Milletimizin ve ülkemizin, en az 50 yılının çalındığı bir darbedir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Özür Diliyorum
   15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları
   Post Modern Seçim Darbe Denemesi
   Temiz Bosna Toprağına Secde
   Ak Parti’ye Ders Verelim, Ölümü Tecrübe Edelim Demektir…
   Fatih Haydar’dan Bir Akıncıyı Uğurlarken…
   Güneşi Balçıkla Sıvamaktan Vazgeçin
   28 Şubat zulmünün izleri artık bitsin!
   Şubat Ayı Şehidler Ayı
   Şafakta On Gün: İran İslam İnkılabı
   Kafası kütüphanesinden zengin adam: İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Sekiz milyar bize lazım
Mehmet Ali Tekin
Özür Diliyorum
Recep Öğütçü
Kaybolan Değerlerimiz Güven
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te