Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
MUHTEŞEM SÜLEYMAN’IN RUHUNU İNCİTTİLER
Cumartesi, 22 Ocak 2011 - (19:27)
Recep Öğütçü

Tarih, milletlerin köküdür. Köksüz ağaçlar nasıl kurumaya mahkûmsa, tarihinden kopmuş milletler de, tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdur. Milletleri ayakta tutan, yeni nesillere özgüven veren onların tarihidir, tarihteki kahramanlarıdır. İnsanlar, fıtratları gereği olarak geçmiş büyükleriyle övünerek yaşarlar, atalarının şereflerinden kendilerine pay çıkarırlar.

Türk Milleti de geçmişiyle övünen, tarihini kendisine referans alan, bir milletir. Türk Milleti, tarihte en büyük coğrafyaya yayılmış, dünyayı en çok etkilemiş, en uzun yaşayan imparatorluklar kurmuş bir milletir. Şu andaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, o imparatorlukların bakiyesidir, devamıdır. Kimse bu devleti, 1923’te sıfırdan kurulmuş, yoktan var olmuş bir devlet diyemez. Bugünkü birçok müesseseleri Osmanlıdan devraldık. Bugün dünya devletleri ve milletleri içerisinde saygınlığımız varsa, özellikle Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkanlarda itibar ve iltifat görüyorsak, bu itibarımızı tarihimize yani Osmanlıya borçluyuz. Daha doğrusu tarihimizdeki Alparslan, Fatih ve Muhteşem Süleyman gibi büyük şahsiyetlere borçluyuz.

Son günlerde bu tarihi şahsiyetlere nankörce saldırılar görüyoruz. Bir televizyon kanalının çektirdiği “Muhteşem Yüzyıl” dizisiyle bu saldırılar ayyuka çıkmıştır. Gerekçelerinde diyorlar ki; “Bu dizi bir belgesel değil bir kurgudur. Kaldı ki, padişahlar günahsız insanlar değildirler.” Doğrudur, peygamberler dışında hiçbir insan hatasız ve günahsız değildir. Herkes eleştirilebilir, herkes yanlış yapmıştır. Ama bu dizide olan bir eleştiri değildir, zirve bir padişahla alay etmek, muhteşem bir tarihi karalamaktır. Geçmişe özentiyi kırmak için Osmanlıyı halkın gözünde düşürmek ve bugünkü modern ve pespaye yaşam tarzına tarihten gerekçe bulmaktır ve Kanuni gibi bir Padişahı pespaye yaşantılarına alet etmektir.

Dünyanın en disiplinli kız eğitim yuvasını fuhuş kokan bir mekân gibi göstererek, günümüzde yozlaşan aile yapımızı daha da yozlaştırmak için haremi kullanmışlardır. Hele haremdeki namazlı abdestli ve mesture cariye ve hanımları açık saçık dekolte kıyafetlerle gösterek günümüz hanımlarına model olarak sunmuşlardır. O günün ve özellikle haremin şartlarında hiç görülmeyen, mantığın ve aklın kabul etmediği erotik sahneler oluşturarak Osmanlının geleneksel aile hayatı hançerlenmiştir. Hâlbuki sarayın harem dairesi, adı üzerinde erkeklere haram olan mekândır. Harem, kadınların erkeklerden uzak tutulduğu, sadece harem ağalarının kapılarda nöbet tuttuğu en üst derecede bir eğitim merkezdir. Yine harem, İstanbul’un zarif ve görgülü padişah ve bürokrat hanımlarının yetiştiği yatılı mekteptir.

Evet, Muhteşem Yüzyıl dizisi, Muhteşem Süleyman’ımızın ruhunu incitmiştir. Bizim inancımızda ölenleri iyi yönleriyle anmak vardır. Ölenleri rencide edici davranışlarda bulunmayı Peygamberimiz yasaklamıştır. Diriler gerekirse haklarını mahkemelerde arayabilirler. Ölenlerin hakkını kim arayacaktır? İşte burada biz medya mensuplarına, yazarlara ve film yönetmenlerine, hükümete ve hukukçulara görev düşmektedir. Bize on beş milyon kilometre kare bir coğrafyayı kazandıran, bizi Avrupa’nın ve Afrika’nın ortalarına kadar götüren, Avrupalıları korkulu rüyası olan ve kendisine muhteşem dedirten bir büyük padişahı uçkuruna düşkün bir zavallı olarak göstermek hangi vicdana sığar?

BUNUN ADI ASLINI İNKÂR ETMEKTİR

Aslını inkâr eden haramzadedir. Muhterem Yüzyıl dizisine sahip çıkanların aslından ve asaletinden şüphe etmemek mümkün değildir. Bugün küçük bir Anadolu coğrafyasının kurtuluşuna vesile olanları minnet ve şükranla anarken, üç kıtaya hükmeden bir padişahı kadın esiri gibi göstererek küçümsemek ve yanlış tanıtmak vefasızlıktır, nankörlüktür, ikiyüzlülüktür, haramzadeliktir

Evet, Kanuni Sultan Süleyman dönemi tarihimizde zirvedir. O tarihe kadar bu millet o kadar büyük bir coğrafyaya hükmetmemiştir. Kanuni’nin Osmanlısı kendi çağının süper gücüdür. Sanat eserleriyle, bilim adamlarıyla, din âlimleriyle, mutasavvıflarıyla, hükmettiği geniş topraklarıyla, gayrimüslimlere gösterdikleri hoşgörü ve adaletleriyle bir daha dünyanın görmediği bir dönemdir on altıncı yüzyıl.

O dönemde yetişen Mimar Sinan’ın, Şeyhulislam Ebu Suud Efendi’nin, Tabip ve Mutasavvıf Akşemseddin’in, bir daha emsali yetişmemiştir.

Kanuni veya Muhteşem Süleyman, dizide gösterildiği şekilde asla kadın düşkünü bir padişah değildir. Yetmiş altı yaşına kadar kırk altı yıllık saltanatında ömrü hep cephede geçmiş ve cephede ölmüştür. O da insandır, aşkı, sevgisi, aile hayatı olmuştur. Hürrem Sultan gibi ferasetli, dirayetli, hayırsever bir hanıma sahip olmak ta O’nun şansıdır. Zira her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır.

Millet olarak birliğimizi ve dirliğimizi korumak için tarihimize sahip çıkmak zorundayız. Yeni nesillere özgüven vermek için tarihteki başarılarımızı ve büyük şahsiyetlerimizi bilmek ve öğretmek ve model olarak görmek durumundayız.

“Muhteşem Yüzyıl” dizisini çekip yayınlayanlar bir taşla birkaç kuşu birden vurmuşlardır:

Reyting rekorları kırarak büyük paralar kazanmışlardır. Eleştiriler, tartışmalar ve uyarılar bile onların hesabına yazılmıştır.

Osmanlı coğrafyasının birliğe ve dayanışmaya doğru gittiği şu günler de Osmanlının en zirve dönemi ayakaltına alınarak bu özentinin ve sevginin önü kesilmek istenmiştir. Osmanlının hiç örnek alınacak bir devlet olmadığı, en büyük padişahının bile uçkuruna düşkün bir insan olduğu, namus ve aile anlayışlarının bugünden de geri olduğu mesajı verilmiştir.

Kanuni döneminin, kadın haklarının hiç olmadığı, kadınların cariye olarak eşya gibi alınıp satıldığı bir dönem olduğu belirtilmiş, bugünün modern kıyafetli, seçme ve seçilme hakkı olan kadınlarına, “Cumhuriyetin getirdiği hakların kıymetini bilin” mesajı verilmiştir.

Yine tesettürüyle, başörtüsüyle okumak ve çalışmak isteyen Müslüman hanımlara, “ bakın, şeriatle yönetilen Osmanlıda bile kadınlar açık -saçıktı, modern kıyafetliydi, başörtüsü geleneğinin kaynağı din değildir, bu davanızdan vazgeçin! “ şeklinde bir mesaj verilmiştir.

Son olarak bugünün hükümet üyelerinin aile hayatlarıyla Kanuni’nin aile hayatı karşılaştırılmış, hükümet üyelerinin Halife Kanuni’den bile geri olduğu mesajı verilmiştir.

Hasılı tarihimize vefasızlık yapılmıştır. Öbür yandan da şer gibi gördüğümüzden hayırlı neticeler çıkmıştır: Tarihe ilgi ve merak artmış, Kanuni ile ilgili kitaplar daha çok okunmaya başlanmıştır. Bugün Osmanlı daha çok okunmaktadır. Bu da hayra alamettir. Birileri Osmanlıyı kötülemek isterken Osmanlıya hizmet etmiştir. Nitekim Ayet-i Kerimede buyrulur. “Umulur ki sizin şer (kötü) bildiğinizde hayır vardır, hayır (iyi) olarak sevdiğinizde sizin için şer vardır.” İbrahim Hakkı Hazretlerinin dediği gibi, “Hak şerleri hayreyler, zannetmeki gayreyler, Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te