Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Osmanlı Kumunuzu mu Sömürdü ?
Çarşamba, 12 Ocak 2011 - (14:27)
Mahmut Toptaş

Bazen "Derinlere daldım" deriz. Derinlere daldığımızda, yüzeyleri göremeyiz veya daha derinleri göremeyiz.

1963 yılında, Bodrum'un Türkbükü köyünde kalırken, sünger avcılarını dinlerdim kahvede.

Anlatanların bir kısmı sakattı.

Denizde "vurgun" yemişlerdi.

Vurgunu, kendilerince anlatırlardı. Doktor diliyle değil.

Derine daldıkça beyinde bir şeyler kaybolur, derine dalmaktan keyif alır hâle gelirmiş ve o esnada vurgunu yermiş.

Oksijensizlikten, vücudun bir yeri sakat kalırmış.

Bu dalmalar, yalnız denizde olmaz.

Deniz dışında, dalıp gidenler de olur.

Köylü Mart ayında, üzüm çubuklarını budarken tuvaleti gelir.

Tuvaletten sonra, bağın içinde dolaşır dururmuş.

Karşı bağdan biri bağırmış "Ne dolaşıp durursun?"

Tam cevap vereceği anda, aradığını bulmuş.

Tuvaletini yaparken, köylü bıçkısını ağzına almış ve tuvaletten sonra bıçkıyı koyduğu yeri bulamayınca aramaya başlamış.

Karşıdaki köylünün sorusuna cevap vereceği zaman, ağzını açacağında bıçkı ağzından düşünce, bulur kaybettiğini.

Bazen insanın kendisi dalar, bazen de daldırırlar, dalgın hâle getirirler.

Türkleri dalgın hâle getirmiş İngilizler ve "Araplar, bizi Yemen'de arkadan vurdular." dedirtmiş.

Yemen'e niye gittik? Sorusunu sordurmuyor.

İngilizler, Yemen'de ne arardı? Sorusunu sordurmuyor.

İngilizler, Medine'ye kadar gelen demir yollarının demirlerini, altın karşılığında Arabın eşkıyasına söktürür.

Eşkıya üzerinden, Arabın tamamına düşman yapar bizi.

Araplarla aramızdaki bağ olan demir yolunu, söktüren İngiliz'i hiç görmeyiz.

Arapları da dalgın hâle getirmişler.

1985 yılında Riyad'da bir üniversitenin yurdunda, Türk ve Arap öğrencilerle sohbet ederken Suud'lu olduğunu söyleyen bir öğrenci, "Beş yüz yıl, bizi sömürmüşsünüz." dedi. Ben de ona, Hicaz bölgesi deyince, milyarlarca Müslüman'ın hatırına Mekke, Ka'be, Arafat, Medine, petrol ve kum denizi gelir.

Osmanlı döneminde, petrol yoktu. Kendilerine Hakim-ül Harameyn/Mekke ve Medine'nin hakimi denilmesini istemeyen ve "Hadim-ül harameyn/Mekke ve Medine'nin hizmetkârı" denilmesini isteyen, Osmanlı devlet başkanları buradan İstanbul'a kum mu taşımış?" dedim.

Suud'lu genç, "Teşekkür ederim. Hiç böyle düşünmemiştim." deyince ben de ona "İngilizler, bizim topraklarımızı sömürmeden önce, düşünce damarlarımızı tıkamış, beynimizi sömürmüş. Bize Türkçülük, size Arapçılık zehrini aşılayan "Kaltaban" bizi sağlıklı düşünemez hâle getirmiş." diyerek devam etmiştim.

Yeni nesilden, iki taraftan da oyununun farkına varanlar çoğaldı.

Hele hele İslami eğitim alanlar, oyunun farkına daha fazla vardığını anladıklarından, doğrudan Kur'an'a saldırılar başladı.

Türkiye'de, küçük çocuklara Kur'an okuma yasağını geçirdiler Parlamentodan.

Amerikan askerleri, Guantanamo'da Mushaf'ın sayfalarını tuvalete atarlarken, Amerikalı papazlardan bazıları yakmaya teşebbüs ettiler.

Halkı Müslüman ülkelerde, Kur'an'dan uzak bir "Ilımlı İslam" projesiyle, bizi yeniden kandırmaya çalışıyorlar, ama bu sefer tutmadı. İngiliz'in adı anılmaz oldu.

Devrede Amerika ve onun ileri karakolu durumundaki, İsrail var.

Amerika, işini İngilizler gibi ince ayar yapamadığından, başını eğerek yapsa da, arkası Wikileaks'dan nereye gittiğini ne yaptığını ele veriyor.

Onun için Türkiye'de, Arap ülkelerinde ve diğer ülkelerde yüzde elliden, yüzde doksana varan sayıda insanlar, Amerika'yı sevmediğini, nefret ettiğini söylüyorlar.

Bazı siyasilerimiz, binicisine göre kişneseler de, bazı yazarlarımız, ekmeğini yediğinin kılıcını sallayarak dalgınlaştırılsalar da; ayılma, kendine gelme dönemi başladı ve bu hareketin önünü, kimse alamaz İnşaallah. Bahar mevsiminde Rabbimizin rahmetiyle, tabiatın tamamında bir uyanış olduğu gibi, dağ-taş yeşermeler meydana geldiği gibi, halkı Müslüman ülkelerdeki insanlarda da, yine Rabbimizin rahmetiyle, uyanış başladı.

Bazılarının asit yağmurlarıyla, bazı yerleri kurutulabilir ama, tabiatın tamamını kurutmaya güçleri yetmediği gibi; bazılarının beynine girip dalgınlaştırabilirler, fakat bütün Müslümanları dalgınlaştıracak kadar, afyonları yok ellerinde.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Mostar Şehidleri…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te