Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
LÜTFEN AİLEYE DİKKAT!
Pazartesi, 01 Ocak 2007 - (02:51)
Recep Öğütçü

Yazılarımda sık sık aile kurumunun önemine dikkat çekerim. Bir milletin geleceği için ailenin önemini, sağlıklı aile kurumunun sağlıklı nesiller demek olduğunu zaman zaman vurgularım, Bu konuda yetkilileri harekete geçirinceye, siyasetçilere duyuruncaya kadar yazacağım.

Son yıllarda iletişim teknolojisinin gelişmesine paralel olarak iletişim araçlarının artmasıyla, internet ve cep telefonu gibi araçların hayatımıza girmesiyle birlikte aile kurumunda ve gençliğin yaşam tarzında büyük bir çöküntü ve erozyon başlamıştır. Son yıllarda boşanma olaylarında büyük artışlar olmuş, 2003’ te elli bin aile boşanırken 2010 yılında bu rakam yüz on bini bulmuştur..

Evet, son yedi yılda boşanmalar iki katını aşmıştır. Üstelik yönetimde muhafazakâr bir hükümet vardır. Üstelik sosyal yardım fonlarından yoksullar daha çok desteklenmektedir; kömür, odun, sağlık ve gıda yardımları her dönemden daha çok verilmektedir. Demek ki, boşanmaların temel sebebi geçim darlığı ve yoksulluk değildir. Belki de sosyal yardımlar ve ekonomik özgürlük boşanmaları artırmaktadır.

Yazımın burasında TÜİK’in verilerine göre boşanma oranlarıyla ilgili bazı yuvarlak rakamlardan bahsedeceğim. 1999 yılında yılda yirmi beş bin insan boşanmaktadır. 2004 yılında bu rakam doksan binleri bulmuştur. Boşanma oranında % 22 ile İstanbul en öndedir. Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde bu oran yüzde altı ile on arasındadır. Bu oranlar doğu illerine doğru kaydıkça azalmakta, özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yüzde bir- ikilere düşmektedir.

Bu oranlardan şu sonucu çıkarıyoruz:.Örf, adet ve geleneklerimizin bozulmadan yaşandığı, aile dayanışmalarının daha canlı olduğu bölgelerde boşanmalar daha azdır. Zenginlik, ekonomik özgürlük, modern yaşantı arttıkça boşanmalar da paralel olarak artmaktadır. O halde zengin olmayalım mı? Fakirlere yardım etmeyelim mi? Bu soruya şöyle cevap verebiliriz: Tek başına maddi gelişme felaket getirir. O halde maddi ve manevi kalkınma paralel gitmelidir.

Nitekim Batı ülkelerinde aile, “maneviyatsız maddi refah”tan dolayı çökmüş, evlilik dışı ilişkilerden doğan çocuk sayısı yüzde otuzları geçmiştir. Batılı ülkelerde kadınlar çocuk doğurmaz olmuş, ihtiyar nüfus artmış, bakım evleri dolup taşmış, nüfus artışı eksilere düşmüştür. Böyle bir akibet bizi de beklemektedir. Yetkili ve etkili kesimler aile kurumunun sağlıklı kalması ve korunması için tedbirler almalı ve yeni projeler üretmelidir. Aksi halde hırsız çıktıktan sonra kapı kilitlemenin anlamı olmayacaktır.

BOŞANMA SEBEPLERİ

Burada Türkiye İstatistik Kumunun (TÜİK) verilerine göre boşanma nedenleri üzerinde duralım ve birkaç yuvarlak rakam verelim:

Boşanma nedenleri arasında %35’lik oranla “aldatma ve aldatılma”(zina) en önde gelmektedir. Boşanma nedenleri arasında %20 ilgisizlik ve sorumsuzluk, % 17 dayak ve şiddet, % 12 içki ve kumar, % 15 karşılıklı eşlerin birbirinin ailesine saygısız davranması geliyor. Geçinememek ve yoksulluk yüzünden boşanma oranı yüzde bir nispetindedir.

Bu oranlardan şu sonuca varıyoruz: Ahlakın ve maneviyatın giderek zayıflaması, boşanmaları da artırıyor. Aldatma, zina, fuhuş, içki, kumar, sorumsuzluk ve ilgisizlik tamamen manevi duyguların zayıflaması sonucu gelişen yanlışlardır. Bu hastalıklar ve yanlışlar boşanmaların en büyük sebebidir. Dayak ve şiddetin sebep olduğu boşanmalar da maneviyat eksikliğinden, merhamet yoksunluğundan ve eğitimsizlikten kaynaklanır.

Evet, bu oranlar bize gösteriyor ki, dünya ülkeleri arasında övündüğümüz sağlam aile yapımız çatırdamaktadır, sağlığını ve sağlamlığını kaybetmiştir. Çatırdayan aile kurumumuz için ivedilikle önlemler alınmalıdır.

Öncelikle ahlaki erozyonun önüne geçilmelidir. Burada orta ve uzun vadeli olarak ne gibi tedbirler alınabilir, onları sıralayalım:

Okullarımızda cinsel ve aile eğitimine yer verilmeli, salıklı aile kurumunun kurulması ve yaşatılması için ilköğretimden üniversiteye kadar bütün eğitim kademelerinde aile kurumu ve cinsellikle ilgili dersler konmalıdır. Bu ders, konusuna göre psikologlar, sağlık uzmanları ve özellikle ilahiyatçılar tarafından verilmelidir.

Televizyonlarımızda gösterilen diziler gözden geçirilmeli, aileyi yıkıcı etkisi tespit edilen diziler yasaklanmalıdır. Birilerinin kârı için, basın özgürlüğü adına aile kurumumuzun çökmesine kimse seyirci kalamaz.. Nikâhlı ilişkileri hafife alan, metres hayatını ve yanlış ilişkileri özendiren dizilere önlem alınmalı, ağır müeyyideler konmalıdır. Tamamen ticari düşünceyle yayınlanan diziler ya yasaklanmalı, ya da gecenin geç saatlerine alınmalıdır.

Yine görsel medyada Anadolu’nun muhafazakâr, dindar ve geleneksel ailelerini canlandıran dizilere de yer verilmeli, günün belirli saatlerinde “aile okulu” adı altında programlar yapılmalıdır.

Evlenecek gençler için artık belge şartı getirilmeli, Halk Eğitim Müdürlüklerimizin açacağı iki üç aylık kurslarda evlilik eğitimi verilmeli ve “evlilik ehliyeti” düzenlenmelidir. Bu belgeler resmi nikâhlarda şart koşulmalıdır.

Müftülerimiz, vaizlerimiz ve din görevlilerimiz haftanın belirli gün ve saatlerinde yeni evlenen gençlerin evlerini ziyaret etmeli, birebir sohbetlerde bulunmalı, sorunlarını dinlemeli, mahrem sorularına cevap vermelidirler.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarımız, Belediyelerimiz ve sivil toplum kuruluşları olan vakıf ve derneklerimiz evlilikle ilgili kitaplar yazdırmalı, bastırmalı ve parasız dağıtmalıdır.

Bir yazar olarak şahsen ben üzerime düşen görevi yaptım. “Evlenecekler İçin Mutluluğun Reçetesi” ve “Anadolu Kadını ve Kaybolan Değerlerimiz” isimli iki adet kitap yazdım ve yayımladım. Yeni baskılarının yapılması için ilgilenen yayınevlerimiz ve kurumlarımız olursa kitapların yayın hakkını vereceğim.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te