Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Özgür Eğitime Doğru
Cuma, 30 Haziran 2017 - (06:44)
Mahmut Toptaş

Türkiye’de en çok koyulan isimlere baktığımızda, ön sıralarda Mehmet, Mustafa, Ali, Hasan, Hüseyin, İbrahim, İsmail, Yusuf, Ömer, Osman, Ebubekir, Abdullah… Gibi peygamber veya ashabı kiram ismi gelir.

Bunların hiç biri de halkının, ümmetinin üstünde bir standartta hayat yaşamışlar.

Bu isimlerden zenginlik haberleri, hikâyeleri nakledilmez.

Ayetlere verdikleri manalar, rivayet ettikleri hadisler ve kendilerine ait hikmetli sözler, 1400 yıldır yalnız Müslümanlara değil bütün insanlığa ışık saçmaya devam eder.

İlme ağırlık verenlerle fethedilmiş Bağdat, Pers İmparatorluğu, Şam, Mısır…

Fethedilen bu diyarlarda Kufe mektebi, Bağdat ekolü, Mısır metodu, Mekke-Medine menheci yayılmaya başlamış ve hâlâ bizim üzerimizde etkileri devam ediyor.

İmam Malik, İmam Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Ahmet bin Hanbel, İmam Cafer Sadık… (Allah hepsine rahmet etsin) gibi Müctehid imamlarla gelişmiş İslam adaleti ve o adaletin kuşattığı insanlar, eğitimin, ticaretin, sanatın, sanayinin helal yollardan da yapılabileceğini eğitimciler yoluyla öğrenmişler ve öğretmişler.

Öldürücü silahların bulunduğu üsler yerine, ilim adamlarının bol olduğu üsler kurmuşlar ve yüz yıllardır, silah ve askerlerin üssünü kuran Pers imparatoru ile Bizans imparatorluğuna, son vermişler.

“İlim” deyince de hemen akla öldürücü silahları üreten, Nobelleri yetiştiren, ahlaksızlıkta Sodom ve Gobore’yi örnek alan insanlar gelmesin.

Tekvin sıfatıyla kâinatı/evreni yaratan, Kelam sıfatıyla Kur’an-ı Kerim’i indiren Allah celle celalühün yarattığı, tabiatta görülen, duyulan, tutulan, koklanan, tadılan her şeye “Ayet” denildiği gibi, Kur’an’da olan Kelama da “Ayet” denilmiştir.

İlim adamları, tabiat ayetlerini keşfederken Kur’an ayetlerini de tefsir etmeye ve hayatını bu iki kanuna göre ayarlamaya çalıştıkları oranda maddi ve manevi alanda yükselmişler.

Yalnız tabiat ayetlerine ağırlık vererek dünyayı sırtlayan insanlar, dünyanın ağırlığı altında ezilirken yalnız Kur’an’ın lafzına âşık olanlar, “yolunda ölürüm ama okumaya zamanım yok” diyenler de ezilmeye mahkûmlar.

Kuşun iki kanatla uçtuğu gibi bu dünyayı cennet gibi kavgasız, zulümsüz, sömürgesiz, adaletle dolu, mesut ve mutlu insanların yaşadığı hale getirdikten sonra cennete uçmak da tabiat ayetleri/kanunları ile Kur’an ayetleri/Hükümleri ile cennete uçulabilir.

Onun için bu ülkede devlet okulları ile özel okullar rekabet etmeden, özel okul kuranların da en az TÜSİAD ve MÜSİAD gibi güçlü kuruluşlara sahip olmadan, kurtuluşumuz mümkün değildir.

Özel okullar açılmadan, özgür eğitimden bahsetmek de mümkün değildir.

28 Şubat döneminde üniversitelerde profesörlere, adalet saraylarında hâkimlere generallerin ders verdiğini ve neyi, nasıl okunacak ve okutulacağını öğrettiğini 30 yaşın üstünde olan herkes bilir.

Onun içindir ki İslam kültürünün ana kaynakları, hicri dördüncü asra kadar yazılan kitaplardır.

Bu dönemde, 400 yıl devlet okulu açılmamış.

Her sahada birinci olanların tamamı, özel mekteplerde özgürce öğrenme, fikir beyan etme ve onu yayma tarafına gitmişlerdir.

Hicri dördüncü asırda devlet, Bağdat’ta medrese/üniversite açtığında Buhara, Semerkant, Maveraü’n-nehir uleması, o medresenin adını “Matem’ül ılim” ölen ilmin taziye evi koymuşlar. (Kaynaklarıyla beraber bak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “İcazet” maddesi)

Uzağa gitmeye gerek yok.

Şu anda il ve ilçelerimizin müftü ve vaizlerini yetiştirmek için 1976 yılında açılan Haseki Eğitim Merkezi hocalığına onlarca profesör varken, ilkokul diplomasından başka diploması olmayan Halil Gönenç ile Abdurrahman Gürses’in getirilmesi, İlahiyat fakültelerinde bu ikisi ayarında, hâlâ hoca yetiştirilememesi, bize bir şeyler söylüyor da anlayan yok vesselam.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine
   Sınır Çizenler Kendilerini Çizerler
   8 Milyar tek parmağa bağlanmış gidiyor
   Kulağımıza Küpe Olsun Bu Kelam

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
Mehmet Ali Tekin
Guccalıların Fır Fır Kanunu
Recep Öğütçü
Ruh Sağlığı Kanunu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te