Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Mezar Ziyaretlerimiz
Çarşamba, 24 Kasım 2010 - (10:15)
Recep Öğütçü

Güzel ve özel geleneklerimizden biri de, mezar ziyaretlerimiz. Ölen yakınlarımızı hatırlamak, onlara dualar etmek, onların ruhları niyetine hayır ve hasenatta bulunmak, ölenlerimizin ruhlarını incitecek yanlışları yapmamak, onlara hayırlı evlat olmak ve hatıralarını yaşatmak dimimizin emridir. Mezar ziyareti, bir vecibe değildir ancak ölümü hatırda tutmak, ölenlerimizi hatırlamak ve onlara dua etmek adına hayırlı bir görevdir. Mezar ziyaretinde dikkat edilmesi gereken husus, şirke düşürecek fillerde bulunmamak, ölenden bir şey istememek, istediğimizi Rabbimizden istemek. Ölenlerden faydalanmak için değil, ölenlere faydalı olmak için mezarları ziyaret ederiz. Daha doğrusu biz onlardan değil, onlar bizden beklemektedir. Şu kadar var ki, ölenlerin şefaatlerini umabilir, Allah’a dua ederken onların şefaatini isteyebiliriz. Şefaat haktır, Allah’ın izin verdiği bir kısım özel kullar ( peygamberler, alimler, hafızlar, veliler, şehitler) şefaatçi olacaklardır.

Peygamber Efendimiz (sav), cahiliye hayatından ve alışkanlıklarından yeni yeni kurtulmaya çalışan sahabelere önceleri mezar ziyaretini yasaklamıştı. Daha sonraki yıllarda sahabelerin eski alışkanlıklarını bıraktıkları ve şirke götüren sebepleri öğrendikleri kanaatına varınca, mezar ziyaretini serbest bırakmış, “Artık mezarları ziyaret edin, zira mezar ziyareti ölümü hatırlatır” buyurmuştur.

Ölenlerimize dua etmek ve dualarımızı onlara ulaştırmak için sınırlar ve mekanlar çok önemli değildir. Mezar başında yaptığımız bir dua ile evimizde yaptığımız duanın farkı yoktur. Sadece mezarlıklarda yapılan dualar daha içtendir, daha şuurludur.

Ayrıca inancımıza göre ölenlerin ruhları mezarlarıyla irtibat halindedir. Rivayetlere göre, belirli günlerde ( Pazartesi, Perşembe, Cuma, Cumartesi, arife ve bayram günleri) mezarlarına ruhlar gelmekte, ziyaretçilerinden haberdar olmaktadır.

O yüzden mezarlarıyla irtibatlı olduğuna inandığımız ölenlerimizi mezarlarında ziyaret etmeyi kutsal bir görev olarak biliriz. Düşüncemize göre mezar ziyareti ölenlere vefa borcumuzdur Özellikle arife ve bayram günleri boyunca bu vefa borcunun gereği olarak mezarlarımız dolar taşar, ziyaretçiler birbirini takip eder. Eline Kur’an ve Yasin cüzlerini alan mezarlıklara koşar. Mezarlıklarda ruhani bir hava oluşur.

Geçtiğimiz bayram günleri de yine mezarlıklarımız tıklım tıklımdı. Özellikle şehitlerimizin dua edenleri hiç eksik olmadı.

Hepimizin mutlaka bir yakını ölmüştür. Annelerimiz ve babalarımız rahmete kavuşmuşsa, mezar ziyareti artık bir görevdir. Hatta yanımızda çocuk ve torunlarımızı da götürerek bu güzel geleneğimizi canlı tutmalı ve nesillerimize aşılamalıyız. Okuduğumuz ayet ve duaları çocuklarımıza da öğretmeliyiz ki, bizler de öldüğümüzde arkamızdan dualar etmeye devam etsinler.

Evet, mezarlıklar, ikinci adresimiz olmalı. Mezarlar her an gönlümüzde ve gözümüzün önünde olmalı. O yüzden büyüklerimiz mezarlıkları cami avlularına, yerleşim merkezlerinin hemen kenarlarına, hatta ortasına yapmışlar ve her zaman mezarlarla iç içe olmuşlar, öyle yaşamışlardır.

Ölüm bir hakikattir. Er geç herkesin başına gelecektir, “her nefis ölümü tadacaktır.”. Mühim olan onu gönlümüzde taze tutmak ve dünyaya taparcasına bağlanmamak, ölümden sonrasına yatırım yapmaktır.

Peygamberimize bir Sahabi sorar: “Kıyamet ne zaman kopacaktır? Efendimiz bir soruyla cevap verir: “Sen kıyamet için ne hazırladın?”. Soru soran zat, “Çok amelim yok ama sizi çok seviyorum Ya Resulallah!” deyince, Peygamberimiz, “O halde üzülme, sen de sevdiğinle berabersin” buyurur.

Evet, sevdiklerimizle ahrette de beraber olmak için dinimizi onlar gibi yaşamalı, onları hatırdan çıkarmamalıyız. Kendimize mezar hazırlamak yerine kendimizi mezara hazırlamalıyız.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te