Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Eman/Vize
Pazar, 09 Nisan 2017 - (01:06)
Mahmut Toptaş

Evimize veya yurdumuza misafir olarak aldığımız, kim olursa olsun; onun güven içinde yaşaması ve güven içinde ev veya yurdumuzdan çıkmasını sağlamak, bize Kur’an’ımızın emridir.

Rabbimiz buyurur: “Eğer müşriklerden biri, senin yanına gelmek (yakınında olmak) isterse onu yanına al ki, Allah’ın sözünü işitsin. Sonra onu güven içinde olduğu yere ulaştır. Bu onların bilgisiz bir toplum olmalarındandır.” (Tevbe suresi ayet 9/6)

Nur suresinde evlere bile girişte izin istenmesini emreden Rabbimiz, yurdumuza da izinle/vizeyle gelinmesini öğütlemiştir.

Bugünkü devletlerin hâlâ erişemediği düzeyde de ileri bir eman/vize düzenlemesi getirmiştir. Devlet, insanların ortak toprak üzerinde bir araya gelerek oluşturdukları, bir kurumdur.

İnsanların üstünde değildir, insanın hizmetindedir. Onun için Sevgili Peygamberimiz, her Müslümanın eman/vize verme hakkının olduğunu bildirmiştir.

“Müslümanların her birinin zimmeti/Vizesi birdir. Statü olarak en aşağıda olsa bile” (Buhari, Sahih, K. Cizye, Bab 17)

Yani Halifenin, Sultanın, Cumhurbaşkanının vize verme hakkı olduğu gibi, deli ve çocuk olmamak şartıyla; kadın-erkek, genç-ihtiyar herkesin, vize verme hakkı vardır.

Vize verdiği kişinin sorumluluğunu da, yüklenmiş olur.

Günümüzde ülkelere giriş için verilen “Vize” dediğimiz şeye, İslam’da “Eman” verme denir.

Halkımızın dilinde bu “Aman dileyene el kalkmaz.” denmiştir.

İmanı olan kişi eman/vize verilene, el kaldırmaz.

Evine veya yurduna aldığı kişiyi, zincire bağlamaz.

Bu gelenek, İslam öncesi cahiliye toplumunda da vardı.

Gavurlar içinde, adam gibi adam olanlar da vardır.

Ama bu günün gavurlarından, özellikle yönetimde bulunanlarının bir dediği öbür dediğine uymaz.

“Dostum” dediğinin postunu soymakla, meşgul olur.

“Müttefikim” dediğinin kanını alıyordur, o esnada.

“Vize verdim gel” diyor, gelince de zindana atıyor.

Tutuklamaya karar vermişsen, önce “Sana vize vermiyorum, sen suçlusun, İnterpol’a bildiriyorum ve her yerde aranıp, yakalanıp bana gönderileceksin” diye haber vermesi gerekir.

Rabbimiz bu konuda:

“Eğer bir kavmin hıyanetinden korkarsan sen de aynı şekilde antlaşmayı at. (antlaşmanın bozulduğunu bildir). Allah hainleri sevmez.” Buyuruyor. (Enfal suresi ayet 8/58)

Düşmanına dahi ihanet etmeyeceksin. Onun ihanet ettiğini öğrendiğin anda, sen yine ihanet etmemek için ona: “Sözleşmeye bağlı kalmadığın için, ben de bu sözleşmeyi feshediyorum” dedikten sonra, yapılması gereken ne ise onu yapacaksın.

Dostluk, ahd, sözleşme, vefa, müttefik gibi kelimeler, lügatinde olmayan bu türden kâfirleri tarif ederken, Rabbimiz şöyle buyurmuş:

“Onlar, bir mümin hakkında akrabalığı da antlaşmayı da gözetmezler. İşte asıl saldırgan onlardır.” (Tevbe suresi ayet 9/10)

Adam, yüzümüze tükürüyor, kar yağdı zannediyoruz. Adam kanımızı akıtıyor, sırıtarak “kan alıveriyor” diyoruz.

Adam, düşman bildiğimizle kol kola fotoğraf çektirip bize gönderiyor, “Fotoğraf karesine biz de gireceğiz” diye bekliyoruz.

Benim dediklerime bakmayın, şu anda kalbinizi çalıştıran, kanınızı bütün hücrelerinize pompalayan, aklınızı size veren Rabbimizin şu ayetine gönül verdiğinizi biliyorum, lütfen kulak verin: “Ey iman edenler, kendinizden aşağı olanı (kâfirleri) sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük yapmada kusur etmezler. Sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların (size olan) kinleri ağızlarından taşmaktadır. Göğüslerinin gizlediği ise daha büyüktür. Size ayetleri açıkladık eğer akıl ederseniz. “İşte siz, onlar sizi sevmezken onları seven ve kitapların hepsine iman edenlersiniz. Onlar size rastladıklarında “İman ettik” derler. Yalnız kalınca da size olan kinlerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin” şüphesiz Allah göğüslerdeki özü hakkıyla bilir.” (Al-i Imran suresi ayet 3/118-119)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Kenetlenme ve selamet yolu
   Ufukta Umut Işığı Doğuyor
   Müslüman Öldürmede Birleşiyorlar
   Kerbela Üniversitesi
   Pisler, temizleri yok ediyorlar
   İyi Haberlere Kulak Veriniz
   Önce Biz Düzelmeliyiz
   Bir Kişi Ne Yapabilir Okuyun Görün
   Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kenetlenme ve selamet yolu
Mehmet Ali Tekin
Suskunluk İdeolojisi ve Yalnızlık Hissi Acı Veriyor
Recep Öğütçü
Sevmesek de Savaş Farzdır
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te