Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Domuz Çobanlarının Koruması Olmayalım
Pazartesi, 01 Şubat 2016 - (22:41)
Mahmut Toptaş

“ONUN davranışları dostane değil” derken, hiç kendi söz ve davranışlarımızı gözden geçirdik mi? Birine dostça bakar, dostça konuşur ve dostça davranırsak, onun düşmanca davranmasını önlemiş oluruz. Hataların, yanlışların temelinde kendimizi dünyanın merkezi kabul etmemiz vardır. Hak yolunun yolcularının hepsi, birbirleriyle dostturlar. Rabbimiz kardeş olduğumuzu Kur’an-ı Kerim’iyle, dünyaya ilan etmiştir.

Yolları bir, kılavuzları bir, gayeleri bir.

Ama haramiler yol kesiyorlar, kol ve kafa koparıyorlar. Dostları vurmayı göze kestiremeyince, parçalamak ve birbirine kırdırıp, yağmalamak istiyorlar. Son 25 yıl içerisinde, Müslümanlara yeni yeni isimler verdiler.

Radikal dediler, fundamentalist dediler, terörist dediler, Selefi dediler, Vahhabi dediler, ılımlı dediler, Şii dediler, Sünni dediler, Truva atı dediler, Şah İsmail dediler, Yavuz dediler, Abdülvahhab dediler, Yemen dediler, yaman dediler, de dediler ve birbirlerini yemelerini önerdiler.

Nerde dediler? Derseniz, dikkat edin, “Filan CIA ajanı veya Amerika’nın Ortadoğu uzmanı filan beyefendi, filan kitabında dedi ki...” diye başlayan cümlelerde, vardır bunların hepsi.

Bunun için dostane yaklaşarak, birbirleri hakkında gizli planları olduğunu sundular.

Geçmiş yanlışlarımızı birbirimize gösteriverdiler. Yahudilerin, Medine’de yeni Müslüman olan, Evs kabilesi ile Hazrec kabilelerinin dost ve kardeş olmalarından rahatsız olunca, iki kabilenin eski savaşlarını hatırlatarak, yeniden fitne ateşi yakmak istemesi gibi bir şeyi yapıyorlar günümüzde.

Düşmanın verdiği haberle, sunduğu asılsız delillerle, kardeşine kızan, küsen, ona karşı cephe oluşturan, gerçek dost ve kardeş değildir.

Rabbimiz, bizim dostumuzun birinci derecede Allah olduğunu, ikinci derecede Resulü olduğunu, üçüncü derecede namazını kılan, zekâtını veren ve rükû eden müminler olduğunu, haber verir:

“Sizin dost ve idareciniz, Allah, O’nun Resulü ve rükû ederek namaz kılıp zekât ve-ren mü’minlerdir.”

“Kim Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri dost ve yönetici edinirse, şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlar, galip gelenlerin ta kendileridir.” (Maide Suresi, ayet: 55-56).

Kastamonulu Sa’di, gerçek dostların Mekke’nin harem mıntıkası gibi veya bayrağın gölgesi gibi güvenli olmasını beyan etmek için:

“Mahfuz ola babında dâhili harem-asa

Sayen ede ahbabı âlem-asa” demiş.

Yani, “Mekke’nin harem mıntıkasına girenler nasıl güvende olursa, senin kapına sığınanlar da korunmuş olsunlar ve senin gölgen de bayrak gibi dostlarını korusun.” demiş.

Kardeşlerimize karşı harem mıntıkası gibi, bayrak gölgesi gibi olmamız gerekirken, şeytanın şehvet pazarında, Karun’un koruması haline getirmeye çalışıyorlar.

Koruma kadrosuna girme yarışı yaptırıyorlar ve bizi birbirimize kırdırmaya uğraşıyorlar.

Hiç birimiz hatasız değiliz.

Ama bizim hatalarımız amelde.

Karunların, Firavunların hatası temelde.

Hatalarımızı büyüteç altında bize seyrettirerek kışkırtanlar, bize daha büyük yanlışlar yaptırmak istiyorlar.

Canını kendi canından, malını kendi malından aziz bilmesi gereken dostlar; bu günlerde birbirlerinin canlarını alarak can düşmanlarına, din düşmanlarına, can suyu veriyorlar.

Yardıma muhtaç dostuna Hızır gibi yetişmesi gerekirken, hınzır çobanlarına yaranmak için dost katili olmaya koşmak Müslümanlığa yakışmaz. Gönlünde zerre kadar imanı olan bizim dostumuzdur. Mezhebi ve meşrebi bizi ayırmaya yetmez. O dost bize taş atsa da, kurşun sıksa da biz ona atmaz ve sıkmayız.

Çünkü her iki taraftan atılanlarla ölenler Müslüman’dırlar. Domuz çobanlarının istediği de budur. Elimizdeki silahlar bile onlar tarafından verilmiştir. Hak yolda yürürken mezhep, meşrep kavgasına tutulmadan yol alırsak, haramilerin saldırısından kurtulmuş oluruz.

Bizim kardeşliğimiz 1400 yıllıktır. “Dostun eskisi iyidir” demişler.

Ellerin fitnesiyle, 1400 yıllık dostluğumuzu ele, yele, sele vermeyelim.

Allah için siyasilere, komutanlara, strateji uzmanlarına, hocalara, ayetullahlara, mollalara, şeyhlere, radikallere, fundamentalistlere, ılımlılara, şahinlere, güvercinlere... yalvarıyorum domuz çobanlarını kendimize güldürmeyelim ve Habil’in kendisini öldürmeye gelen kardeşi Kabil’e dediğini diyelim:

“Eğer sen, beni öldürmek için elini uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi uzatmayacağım. Ben âlemlerin Rabbi Allah’tan korkarım.” (Maide Suresi, ayet: 28).

Kan ve gözyaşı akıtmadan, ter dökerek işi tatlıya bağlayalım.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te