Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi
Çarşamba, 11 Kasım 2015 - (09:48)
Recep Öğütçü

Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde kan akmaya devam ediyor. Kanı akan da akıtan da Kürt. Ne yazık ki, bu caniler Kürdün hakkını savunduklarını, Kürt hakları için dağlara çıktığını iddia ediyorlar. Bir kısım saf ve zavallı Kürt kardeşimiz de bu herzelere kanıyor, yardım ve yataklık ediyor, bunların siyasi uzantılarını destekliyor.

Devletlerin görevi, sükuneti, huzuru, kardeşliği ve adaleti temin etmek. Ziya Paşanın, “Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir” dediği gibi, nasihatin kâr etmediği durumlarda şiddet taraftarlarını etkisiz kılmak devletin asli görevidir. Bugün de Dağlıca tepelerinde, Silvan ve Sur ilçelerinde, Hakkari ve Şemdinli dağlarında devletin askeri kellesi koltuğunda terörist avına çıkmışsa, sebebi yine Kürt kardeşlerimizin huzurunu ve güvenliğini sağlamaktır.

Başta Doğuda ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımız şunu bilmeli; “fitne ölümden beterdir”. Kangren olmuş uzvu kesmekten başka çare yoktur. Dağda ölen terörist, evladın da olabilir, komşunun çocuğu da olabilir, yakın bir akraban da olabilir, ama bağrına taş basıp o çocuğun ölümüne ağlamayacaksın. Çünkü o çocuk önce senin canına kastediyor, senin huzurunu ve güvenini yok ediyor, senin ticaretini bozuyor ve malını yağmalıyor, senin yolunu yaptırmıyor, senin yaşam damarlarını kesiyor.

Devlet, üç yıl boyunca nasihat etti, çözüm dedi, in dağlardan ölme dedi, senin yaşaman benim için daha önemli dedi, ananı ağlatma dedi, sıcak evin varken dağlarda yatma dedi. Yine üç beyni yıkanmışa kanma, koca bir devlet boyun eğmez dedi, yedi yüz bin askeriyle, üç yüz bin polisiyle büyük bir devlet üç -beş çapulcuya papuç bırakmaz dedi, boş hayallere kapılma, birilerinin maşası olma, bu ülkede herkese yetecek iş de aş da var dedi, Cumhurbaşkanı dahi olabilirsin, önün açık dedi. Hakların, özgürlüklerin noktasında eksikler varsa zaman içinde tamamlanır dedi, gel devletin ve milletin iyi niyetini suistimal etme dedi. Ama dinlemedi yaramaz çocuk, dağda gezmeye, yol kesmeye, iş makinelerini yakmaya, bomba atmaya, mayın döşemeye, karakola saldırmaya, çocuk kaçırmaya devam etti. Devletin de bir sabrı vardı, bitti. Sonunda son teknolojiyle ürettiği silahlarıyla, helikopterlerleriyle, uçaklarıyla devlet üzerlerine gitti, inlerini, deliklerini yok etti, adeta kaçacak delik bırakmadı. Binlercesi öldü, binlercesi sakat kaldı, binlercesi sığınacak delik aradı, bulamayınca gelip askere teslim oldu.

Belli lokal bölgelerde temizlik harekatı devam ediyor. Aklı başına gelmeyenler, devletin pes edeceğini sananlar, devletin gücünü fark edemeyenler, bölmek isteyen güçlerin yaldızlı sözlerine kananlar hala var. Eli kulağında, onlar da hizaya girecek ve “ben ettim sen etme” diyecek.

Şöyle bir soru sorulabilir: Öldürmenin adı “milli birlik ve kardeşlik projesi” olabilir mi? Evet, karanlığın en koyu anı aydınlığa en yakın zamandır. Kangren olmuş uzuv kesilip atılmazsa, bu ölü hücreler bütün vücuda yayılır, bütün vücudun ölümüyle sonuçlanır. Vücudun diğer uzuvlarını kurtarmak için kangren olmuş kısmı kesmek ve ayırmak gerekir. Mücadelenin sonu milli birlik ve kardeşlikle sonuçlanacaktır, yani bu millete hayat ve huzur gelecektir. Kur’an’ın ifadesiyle “kısasta sizin için hayat vardır”.

Bin yıllık birliktelik, Kürt ve Türk kardeşliği sürecek, sürmek zorunda. Her ikisi de İslam'ın bayrağını birlikte tutmuş, haçlı sürülerine birlikte karşı durmuş, birlikte bu toprakları vatan kılmış, Avrupa ortalarına kadar birlikte gitmiş. Türk’ün de, Kürd’ün de çizgilerle ayrılmış bir toprağı yok. Hele sanayi devriminden sonra toplum daha da karışmış, Kürt nüfusu doğudan daha çok batı bölgelerine gelmiştir. Kürt ile Türk’ü ayrı düşünmek, ayırmaya kalkmak, bu milletin kendisini intihar etmesi, inkar etmesi demektir. Bu iki halk bin yıldan beri tek millet olmuş, karılmış, bir mozaik oluşturmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın adını “milli ve birlik ve kardeşlik” koyduğu bu mücadele belki bir müddet daha silahla devam edecek. Eminim ki, dağlarda perişan vaziyette yaşayan terör artıkları, bu yolun çıkmaz sokak olduğunu anlayacak, silahını gömecek ve devletin şefkatli koluna sığınacaktır. İşte o zaman hep birlikte kardeşliğimizin tadına varacağız. Ümitsiz olmayalım. Asla halklar arasına fitne tohumu ekenlere fırsat vermeyelim. Çevremizdeki, yanımızdaki Kürt komşularımıza fatura çıkarıp PKK’nın değirmenine su taşımayalım. Biline ki, eceli gelen köpek cami duvarına işermiş. Canilerin ecelleri geldi ki cami duvarına işiyorlar, son kalan canlarıyla saldırıyorlar. Allah Mehmetçiğimize, güvenlik güçlerimize sabır yağdırsın, güç- kuvvet versin, şehitlerimize rahmet, yaralılara şifalar versin.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Gör Gayri Rabbim!
   Ortadoğu İçin Yazılan Senaryo
   Yeni Şeyler Söylemek Lâzım
   Düğün Salonlarımız Göz Dolduruyor
   Mahalle Toplantıları Başlamıştır
   Gıybet ve İftira
   Medeni Kanun Yeniden Ele Alınmalı
   Ak Parti’nin Başarısında Duaların Rolü
   Halk Görevini Yaptı
   Çok Şükür Değneğe İhtiyaç Kalmadı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Eşyanın Esiri Oluyoruz
Mehmet Ali Tekin
Guccalıların Fır Fır Kanunu
Recep Öğütçü
Gör Gayri Rabbim!
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te