Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Biz Ayrılamayız
Salı, 27 Temmuz 2010 - (14:55)
Mahmut Toptaş

2004 yılında, dünyanın en saygın kabul edilen bir vakfının, Bush'a sunduğu bir rapor yayınlanmıştı gazetelerde.

Rapora katkı sağlayan, on kadar adam da tanınan uzmanlar.

Gazetelerden öğrendiğimize göre, raporun özü şu:

"İslâm aleminde insanları a) Fundemantalist Müslüman, b) Gelenekçi Müslüman, c) Radikal Müslüman, d) Modernist Müslüman, e) Laik Müslüman diye ayırınız.

Bunların hiç birine güvenmeyiniz. Çünkü, ortak tarafları Müslümanlık. Ama, Modernistlere maddi manevi yardım ediniz. Sonra, laikleri destekleyiniz; ama ,güvenmeyiniz çünkü Müslümanlar.

Fundemantalist Müslümanları aşağılayan, gözden düşüren haberler bulunuz ve yayın organlarını kullanarak, Gelenekçi Müslümanların gözünden düşürünüz....." diye devam eden, 26 sayfalık bir rapor.

Bilgisayar teknolojisiyle hazırlanan bu raporun özü, yeni bir şey değil.

Firavunun yapıp uyguladığı bir şey.

Rabbimiz haber verir: "Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük tasladı ve ülke halkını zayıflatmak için, guruplara/kastlara ayırdı." (Kasas 4)

Şeriatçı, tarikatcı, radikal, ılımlı, hoşgörücü, müteassıp, barışçı, siyasal İslamcı, aşırı dinci.....vs.. gibi isimler takılarak, parçalanmak istenen insanımızı "Müslüman" adı altında toplayıp, hatalarıyla beraber bağrımıza bastıktan sonra, yanan bir yüreğin ateşiyle, hataları yakıp sessizce yok edeceğiz.

Kendi hatalarımızı, hiçbir insana söyleme zorunluluğumuz yok.

Kendimiz için de, kardeşlerimiz için de Allah'dan afvetmesini isteyelim.

Aynı hatalar yapılmasın diye, açıklama ihtiyacı hissediyorsak; o zaman "Ben, şöyle bir hata etmiştim." diyerek açıklayalım.

Bunu yapmayıp da, aynanın karşısına geçip "Birileri şöyle yapıyor, böyle diyor, öyle davranıyor." Diyerek, kendi resminin altına başkalarının ismini yazmamalı.

Rabbimiz, mü'minleri tuğlaları kurşunla kaynatılmış binaya benzetir. (Saf süresi ayet 61/4)

Bir binanın tepe taşının, temel taşına hava atma hakkı yoktur.

Temel taşının da, "Ben, hepinizden büyüğüm, sizi ben taşıyorum." deme hakkı yoktur.

Toplum mimarları, temel taşıyla, tepe taşını, köşe taşıyla ara dolgularını iyi tespit edenler ve taşı gediğine koyanlardır.

Dünyada, kötü taş yoktur. Hepsinin kullanılacağı yer vardır.

Lügat kitaplarında, lüzumsuz kelime yoktur. Hepsinin kullanılacağı yer vardır.

Söz sultanları, düğün evinde, ölü evinde, nişan merasiminde, gül bayramında, harp meydanında hangi kelimeleri konuşacağını bilenlerdir.

Matematikçi sıfıra kızıp da, "Sen, bir şeye yaramazsın, sen sıfırsın." demez.

Sıfırı, rakamın sağ tarafına yazıverdimi, rakamı on kat yapar.

İslam binasının kuruluşunda görev alan, kalem kullanan, alın teri akıtan, gözyaşı döken, kan veren, can veren, bid'atları temizleyen mü'minler, velisiyle, delisiyle, yazarıyla, gezeriyle, yayıncısıyla, okuyucusuyla, işçisiyle, aşçısıyla, amiriyle, memuruyla, hocasıyla, generaliyle, eriyle, rektörüyle, öğrencisiyle bize aittir.

Binanın tuğlalarından çatlayanlar olabilir. "çatlak vaaaaar" diye bağıran tuğla, bitişik tuğlaya yardım etmezse, bağıran da düşer. Her tuğla, dört tuğlaya tutunurken, aynı zamanda onları da tutar.

Öyle ise "çatlaak vaaar" diye bağırmak yerine, çatlak yer tamir edilmeli, sıvanmalı ve boyanmalı.

Hatalar, kişinin kulağına fısıldanmalı, basın yayın kuruluşlarıyla açıklanarak aşağılanmamalı.

Hiçbir insanı, kendimize benzetemeyiz. Bu mümkün değil. İstenmiyor da.

Parmak çizgilerimiz yüzlerimiz, sözlerimiz, özlerimiz, karakterlerimiz, ayrı, ayrı. Ama bu ayrı malzemeler "İslam" adı altında birleşirler.

Caminin kubbesini taşıyan dört direk gibi, ayrı dursak da aynı kubbeye omuz veririz.

Sazın telleri gibi, ayrı dursak da aynı güfteyi söyleriz.

Biz, kendimizi "Müslüman" kelimesinin dışında bir kelime ile, veya "Müslüman" kelimesine takılan bir kelime ile tanıtmayacağız. Tanıtan kardeşlerimizi de, uyaracağız ve şu ayeti kelimeyi hatırlatacağız:

Fussilet 33- "Allah'a da'vet eden, amel-i salih işleyen ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden, daha güzel sözlü kim vardır?"

Kimse yoktur. Ve biz, bu güzel kardeşlerimizle tatlı dil, güler yüz ve bal gibi sözlerle konuşacağız.

Şimdilik, aramızda kırgınlık olsa bile, ilerde sıcacık dost oluvereceğiz.

Gönül verdiğimiz Rabbimize kulak verelim:

Fussilet 34- "İyilikle kötülük, denk değildir. Sen kötülüğü, en güzel olanla defet. Bir de bakmışsın ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi, sanki sıcacık bir dost oluvermiş."

İlerde yüzüne bakacağımız, dost olacağımız insanlara el yarası veya dil yarası açmamaya dikkat edelim.

Kur'an'ın bize öğrettiği bir duayı, bu günlerde biraz daha fazla okuyalım:

"Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçip giden kardeşlerimizi, bağışla. İman edenlere karşı, gönlümüzde hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin." (Haşr 59/10)

Sevdiğimiz gülün, dikenlerine katlanacağız. "Dikensiz gül olmazmış". Hatasız, insan olmaz.

Bize karşı yaptıkları hataları sineye çekip, bir daha hata yapmamaları için çalışacağız.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te