Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Siyasette Vefanın Önemi
Pazar, 06 Eylül 2015 - (22:50)
Recep Öğütçü

Siyaset, insanı yönetme ve sorun çözme sanatıdır. Siyaset, hazmetme, hoş görme ve idare etme sanatıdır. Siyaset karanlığı aydınlığa çevirme, çıkmaz sokakta yol bulma sanatıdır. Siyaset, ileriyi görme, ümitsizliği ümide çevirme, bir toplumu ayağa kaldırma sanatıdır. Siyaset, politika üretme, problem çözme, yeni formüller bulma sanatıdır. Hepsinden daha önemlisi siyaset, vefa duygusudur, kadir kıymet bilme faziletidir, birlikte yola çıktığın arkadaşa sahip çıkma erdemidir.

İşte bu günlerde bu erdemin kaybolduğunu görüyoruz. Siyaset, arkadaşını satma, omuzuna basıp yükseğe tırmandığın insanı ayak altına alıp çiğneme hastalığına dönüşmüştür.

Bütün dünyada uzun ömürlü siyaset adamlarında gördüğümüz, kendilerinde vefa duygusunun galip olmasıdır. Vefası olmayan, arkadaşını yolda bırakan, küçük makamlar ve menfaatler için kırk yıllık arkadaşını satan insanlar, o vefasızlıklarının karşılığını çok acı ödemişlerdir. Son yıllarını yalnız, selamsız ve acı ile geçirmişlerdir, ölümleri de çok hazin olmuştur.

Menderes'te, Demirel’de, Özal’da, Türkeş’te, Erbakan’da ve Erdoğan’da vefa duygusunun galip olduğunu görüyoruz. Onun için siyasette uzun ömürlü olmuşlar, bir yere gelebilmişlerdir. Zira uzun soluklu siyaset ekip işidir. Tek başına bir insan asla başarılı olamaz. Ekibini iyi kuran, ekibine sahip çıkan, ekibini dinleyen ve istişareye önem veren siyasetçiler hep başarılı olmuşlar ve ahir ömürlerinde de yalnız kalmamışlardır.

MHP’nin yarım asra varan yaşı vardır ve CHP’den sonra en eski partidir. Merhum Alpaslan Türkeş’in dirayetiyle ve ismiyle bugünlere gelmiştir. Türkeş, ölümünden sonra da partiye güç vermeye, ismiyle partiyi ayakta tutmaya devam etmiştir. Ondan sonra partinin başına geçen Bahçeli, Merhum Başbuğ’u hep anmış, mezarını ziyaret etmiş, şeklen vefasını göstermiştir. Gel gör ki Bahçeli döneminde Merhum Türkeş’in fikirlerinden, politikalarından ve düşüncelerinden sapmalar olmuştur. Örnek olarak; Merhum Türkeş, hiçbir dönemde sol partiyle bir koalisyona yanaşmamıştır. Hayatı boyunca başkanlık sistemini savunmuş, yazılarında bu görüşüne yer vermiştir. Milliyetçiliği ırkçılık olarak anlamamış, Türkleri ve Kürtleri aynı milletin iki unsuru görmüş, Kürt realitesini kabul etmiş, inkarcı yaklaşmamıştır. Ülke menfaati söz konusu ise parti menfaatini öne çıkarmamış, sağ koalisyonlarda yer almak için hep istekli ve fedakar olmuştur. Bugünkü Bahçeli kontrolündeki MHP’ye gelince, hep mızıkçı olmuş, iktidarda yer almayı hiç istememiş, sol partilerle birlikte hareket etmeyi sağa tercih etmiş, geçmişte RP ile değil DSP ile, bugün de AKP yerine CHP ile koalisyonu yeğlemiştir. Türkeş’e muhalif olarak başkanlık sistemine canhıraş bir şekilde karşı çıkmış, son olarak da Alpaslan Türkeş’in büyük ve veliaht oğluna kapıyı gösterebilmiştir.

Vefasızlığın bu kadarına da pes doğrusu. İnsanın, “böyle siyasetin gözü kör olsun” diyesi geliyor. Bir partinin değişmez kurucusunun vefalı oğluna, Sayın Tuğrul Türkeş’e, “hain”, “satılmış” diyebilmek, gazetelerinde “kaç paraya satıldın” diye manşet yapmak tam bir vefa fukaralığıdır. Bahçeli yokken Tuğrul Türkeş o partinin kurulduğu odalarda vardı, babasının dizinin dibinde dinliyordu. MHP ismiyle Türkeş ismi özdeştir, birbirinden ayrılamaz.

Pekiyi Tuğrul Türkeş’in suçu neydi? Terörün azdığı, memleketin hükümetsiz kaldığı bir dönemde lider kararına uymayıp kendi iradesini gösterdi, seçim hükümetinde, terörle mücadelede ben de varım dedi ve hain damgasını yedi. Soruyorum, kendi Başbuğunun oğluna bu kadar sevgisiz ve vefasız olanlar bu milletin tamamını kucaklayabilir mi, daha doğrusu milliyetçi olabilir mi? Milliyetçi demek, milletini sevmek, milletinin menfaati için her fedakârlığı gösterebilmek demektir. Sayın Tuğrul Türkeş de bunu yaptı, milliyetçi refleksini gösterdi. Ama dava arkadaşları hazmedemediler ve hainlikle suçladılar. Bir milletvekilinin, özellikle Tuğrul Türkeş gibi bir ağır topun iradesi olamaz mı, parti politikaları oluşturulurken kendisine danışılmaz mı, hiç olmazsa babasının hatırı sayılmaz mı? Tuğrul Türkeş, kendiliğinden o partiden ayrılmadığı müddetçe MHP’in tabii üyesidir, o partiden atmaya kalkışanlar Merhum Türkeş’in kemiklerini sızlatırlar. Siyaset bu kadar ayağa düşmemeli, dünkü dava arkadaşları birbirine bu kadar kıymamalı.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı
   Nerede O Eski Dostluklar
   Edeb Ya Hu!

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Yüzakı Müslümanlar
Mehmet Ali Tekin
PKK'nın Anası Mason 12 Eylülcüler
Recep Öğütçü
İmam Hatip Konusu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te