Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
İstanbul İzlenimlerim (2)
Perşembe, 06 Ağustos 2015 - (17:09)
Recep Öğütçü

Taşı toprağı altın diye insanların koştuğu, bir zamanlar çeşmelerinden su yerine havanın aktığı, sokaklarında çöplerin koktuğu İstanbul, bugün eski günlerini geride bırakmış, pırıl pırıl olmuş, cadde kenarları ve parkları güllerle bezenmiş, onun büyüklüğünde kentlerden en huzurlu yaşanılabilir bir megakent. Yeraltı tramvaylarıyla, Marmaray’ıyla, viyadükleri ve köprüleriyle, tünelleriyle, geniş caddeleriyle, dönüşüme giren mahalleleriyle İstanbul’un trafiği kısmen düzelmiş. Milli görüşlü ve Ak Partili belediyelerin planlı ve vizyoner çalışmaları olmasaydı, bugün beş milyona varan arabayı İstanbul yolları taşıyamazdı, trafiğin içinden çıkılamazdı. İstanbul’u tüneller ve köprüler rahatlatmış, trafiği daha akıcı kılmıştır. Bir saatte varılan yerler beş dakikaya inmiştir. Bizlere de bu arada Marmara’ya binmek nasip olmuştur. Sebep olanlardan Allah razı olsun.

Evet İstanbul, MÖ. 7. asırda Traklar tarafından kurulalı beri hep cazibe merkezi olmuş, Roma ve İslam medeniyetlerini bağrında yükseltmiş bir dünya başkenti. Napolyon, “dünya başkenti olsaydı ancak bu İstanbul olurdu, dünya başkentliği İstanbul’a yakışırdı” demiş. Peygamber Efendimiz de, “İstanbul bir gün fetholunacaktır, onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker buyurmuş” İşte bu kutlu müjdeye nail olmak için 640’dan 1453’ e kadar onlarca sefer düzenlenmiş, nihayet bu şeref Osmanlı ordusuna ve onun padişahı Sultan Muhammed Fatih’e nasip olmuştur.

Hicrî 49 veya 52. yılda Muaviye oglu Yezid döneminde, İstanbul seferine katılan Eyyup Sultan hazretleri, İstanbul civarında hastalanmış ve burada şehit olarak vasiyeti üzerine surlara en yakın mesafede defnedilmiştir. Uzun yıllar mezarı ziyaret mekânı olurken, zaman içinde kaybolmuş, fetihten sonra Akşemseddin hazretlerinin keşfi ve kerametiyle bulunmuştur. İstanbul’un bugün de en önemli ziyaret mekânı yine Eyyup Sultan hazretlerinin mezarı, türbesi ve adına yapılan camisidir.

Çumra’dan İstanbul seyahatine çıktığımda, ilk niyetim Eyyup Sultan’ın mezarını ziyaret etmek ve başucunda dua etmekti. Çok şükür bu güzellik nasip oldu. Cuma namazını Eyyup Camiinde kıldıktan ve hocanın duasına amin dedikten sonra, Eyyup Sultan’ı türbesinde ziyaret ettim, dua ettim. Çevresindeki kitapçılardan alışveriş yaptım ve o mekâna gelen her renk ve kıyafette insanları hayranlıkla seyrettim. Gördüm ki, çevreye Eyyup Sultan’ın ruhaniyeti sinmiş, her gün onlarca insan, O’nun himmetiyle hidayete ermektedir.

Evet, Eyyup Sultan’ın asıl adı Halid bin Zeyid’dir, Medine’ye hicretinde Efendimizin ev sahibidir, mihmandarıdır, babaannesi (Selma) tarafından da akrabasıdır. Her meşrepten ve mezhepten insan ziyaret etmekte, ziyaretçilerin çoğunluğunu hanımlar teşkil etmektedir. Ellerine şeker kutusunu alan hanımlar “Yasin okunmuş şeker” diye, her gördüğüne ikram etmektedirler. O ikramlardan bir şeker de, bana nasip oldu. Açığı da, kapalısı da, sosyetesi de, muhafazakârı da var. İnsanları, özellikle kadınları kıyafetlerine göre katagorize etmenin, ayırmanın ne kadar yanlış olduğunu, orada gördüm. “İmanla paranın kimde olduğu belli olmaz.” diye bir söz var, elhak doğru. Yetişme ve yetiştirilme tarzından dolayı kadınlarımız, farklı giyiniyor, çoğu neyin haram neyin helal olduğunu da bilmiyor, anlatılıp öğretilse belki çoğu kabul edecek.

Eyyup Sultan Hazretleri, Efendimiz (SAV) Medine’ye göçünce ev sahipliği yapmış, bugün de ümmetine ev sahipliği yapıyor, misafirlerini ağırlıyor, hiçbir misafirini de ayırmıyor. O misafirlerden biri de ben oldum, Rabbim şefaatini nasip etsin. Benim gibi Hacca gitmek isteyip de gidemeyenler, önce O’nun kabrine gitsin, hazırlığını orada yapsın. Eyyup Sultan gibi sahabelerden daha birçoğu, bugün Anadolu’nun manevi mimarı olmaya devam ediyor, kıymetlerini bilelim.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te