Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Savaşsız Barış Gelmez
Perşembe, 30 Temmuz 2015 - (10:46)
Recep Öğütçü

Kur’an’ın yüzlerce ayetinde cihattan, savaştan bahsedilir. “Cihad” savaştan daha geniş bir kavram. Allah için yapılan her türlü gayrete, mücadeleye “cihad” diyoruz. Savaş ise sadece cephede yapılan silahlı mücadeledir, mecburiyetin sonucudur. İşte bugünlerde devletimiz sert yüzünü, bilek gücünü göstermeye mecbur olmuştur. Uçaklarını uçurmuş, PKK, DHKPC ve IŞİD gibi düşmanlarına, terör yuvalarına gözdağı vermiştir, inlerinde vurmuştur. Ordumuza ve arkasında duran hükümetimize teşekkür ediyoruz.

Evet, dinimiz savaşla yayılmış, müslümanlar savaşla var olmuşlardır. Tevbe süresinin büyük kısmı savaştan bahseder. O yüzden başında besmele yoktur, “Rahman ve Rahim olan, acıyan ve bağışlayan Allah’ın adıyla” diye başlamaz. Çünkü savaş esnasında acıma yoktur, silah sıkana silahla mukabele vardır. “ Ey iman edenler! Ne oldu da size, Allah yolunda elbirlik savaşa çıkın, denilince yerinizde yıkıldınız kaldınız, yoksa ahiretten geçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat o dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak çok az bir şeydir”. (Tevbe, 38) “O sizi yok etmek ve yurdunuzdan çıkarmak isteyenleri, (varlığınızdan rahatsız olanları, din ve yaşam özgürlüğünüze kastedenleri, Allah’ın isminin duyurulmasına engel olanları) nerede bulursanız öldürün”(Bakara,191) buyrulur.

“ İstemeseniz de savaş üzerinize farz kılındı. Umulur ki bir şeyi sevmezsiniz, şer bilirsiniz, o sizin için hayırdır. Bir şeyi seversiniz, hayır bilirsiniz, o sizin hakkınızda şerdir. Siz bilmezsiniz Allah bilir” (Bakara,216). Demek ki hoşumuza gitmese de savaşta hayır vardır. Savaş yapılarak zalimin elinden sopası alınır, zalimin eli kırılır, mazlumlar kurtulur. Bir kısım acılar çekilir, kurunun yanında yaş da yanar, sonuçta savaş barışı getirir. Ziya paşanın dediği gibi, ”Nush ( nasihat) ile uslanmayanı etmeli tekdir (azarlamalı)/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir (dayaktır).”

Ayeti kerimde, “Sulhta hayır vardır” buyrulur. Ak Parti hükümeti bu sebeple “çözüm süreci”nde hayır görmüş, üç- beş sene şehit cenazesi gelmemişti. Ama doğu bölgemizin insanları bu sulh günlerinin kıymetini bilmediler, savaş çığırtkanlığı yapanlara desek verdiler, arka çıktılar, içlerinde koca bir devleti gözlerine kestirenler oldu, “silaha sarılın, küçümsediğiniz PKK Türkiye Devletini tükürüğüyle boğar” diyecek kadar densizleşenler oldu.

Nihayet kim kimi boğarmış devletimiz, hükümetimiz gösterdi. İnleri vuruldu, ilk hesapları soruldu. Derler ya, “ölümü gelen köpek cami duvarına işer”. İşte terör artıkları cami duvarına işedi, devlet de hesabını sordu, daha da soracak. Kendilerine hastane yapan, yol yapan, enerji santrali yapan makineleri yakıyorlar, hastaya giden ambulansı yakıyorlar, kaçırıyorlar, uykusunda güvenlik görevlilerini katlediyorlar, pusu kuruyorlar, çarşıda dolaşan askeri ensesinden vuruyorlar. Bakıyoruz, hepsi kalleşçe saldırı, olan o bölge insanına oluyor. Bu kalkışmaya karşı elbet devlet gerekeni yaptı, yapacak. Artık acımak yok, zira acınacak hale düştük.

Evet, çözüm süreci gerekliydi, epeyce de yol alındı, devletten suç gitti, gereken fırsatı verdi. Ama PKK’nın tabanı da tavanı da ders almadı. Güya barış gelecek diye HDP’ye %13 destek verdiler, 80 milletvekiliyle Meclis’e gönderdiler. Halbuki Kürt halkının tek hamisi Ak Partiydi, onlara ne verdiyse Ak Parti hükümetleri verdi. Dağlarında tüneller açıldı, havaalanları yapıldı, yaylalara çıkıldı, okullara Kürtçe ders konuldu, Van yıkılıp yeniden yapıldı. Güneydoğu Ortadoğu’nun tarım merkezi oldu, ürün üçe beşe katladı. Ama bilmediler, görmediler, sövmeye devam ettiler. Ne kadar yazık!

Ey Kürt gençleri, gelin, bir cahiliye davası üzerine, ırkçı ve batıl bir dava uğruna ölmeyin, ne şehitsiniz ne gazi. Zira uğruna öldüğünüz dava batıl ve köksüz. Irkçılık davası Ebu Cehillerin ve Firavunların davası. Ancak din, namus ve vatan uğuna ölünür. Vatanımız bir, dinimiz bir, geriye ne kaldı? Altında yaşadığımız Türk bayrağı bin yıldır bizi bir ve beraber tuttu, güçlü ve kuvvetli kıldı. O bayraktan korkmayın, altına sığının, sizin de bizim de varlığımız onun gönderde olmasına bağlı. Aksi hade bizi de sizi de yok ederler. Ak babalar leş peşinde.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı
   Nerede O Eski Dostluklar

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
En Büyük Terörist Amerika…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te