Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Başımızı Öne Eğdirenler
Cumartesi, 22 Mayıs 2010 - (12:52)
Mahmut Toptaş

Kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Sünneti seniyyenin içeriğinde, bizim başımızı öne eğdirecek, bir tek ayet veya hadis olmadığı gibi, bir tek kelime bile yoktur.

İç ve dış düşmanların, bu iki kitabımıza saldırıları, güneşe veya aya ürenlerin ürmesi gibi kalıvermiştir.

Ancak, bizim başımızı öne eğdiren, her dönemde önder gibi davranan insanlarımızın, yanlış davranışlarıdır.

Bu yanlış davranışların başında da, servet sevgisi gelmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de Allah (c.c.) temizliği ve temiz insanları sevdiğini haber verirken "...Allah da, temizlenenleri sever." Buyurmuş. (Tevbe suresi: 108)

Sevgili peygamberimiz de "Temizlik, imanın yarısıdır." buyurmuş. (Müslim, Taharet 1)

Rabbimiz, Enfal 11, Fürkan 48'inci ayetlerde, suyun temiz ve temizleyici olduğunu haber verdiği gibi, Maide 6, Ahzab 33'üncü ayetlerde de; Kur'an ayetlerinin, bizi temizlemek için indiğini haber verir. Mü'min insan kendini, çevresini maddi ve manevi kirlerden, temizleyen insandır.

Çocuklarımızın, önce manevi kirlerden arınmasına, dikkat edeceğiz; sonra, maddi kirlerine dikkat edeceğiz.

Çocuğunuzun elbisesindeki lekeyi temizlemeniz mümkündür, ama beynine bırakılan kir; çocuğun hortumcu, hırsız, kapkaççı, yağcı, yalaka, kiralık katil, organ taciri, kadın taciri Cehennemlik vs... olmasına sebep olabilir.

Su, ulaştığı yerleri, önce temizleyip sonra yeşerttiği gibi; Müslüman da birlikte olduğu insanı önce şirkten, yalandan, haramdan, fuhuştan, hortumdan temizler; sonra o temizlenen yeri İman, İslam, helal, izzet, iffet, namus, şeref, haysiyet gibi özelliklerle bezer.

Duran su, kokar ve pislik çoğaltır. Akarsu, pislik tutmadığı gibi, temizleyicilik özelliğini de tazeler durur.

Müslüman insan da hareketsiz kalır, tembelleşirse; etrafındaki çalışkan Müslümanlar hakkında, yıpratıcı laflar üretmeye başlar, pislik üretir. Çalışan insanın, dedikodu yapmaya zamanı olmaz.

Furkan suresinin 48'inci ayetinde. gökyüzünden tertemiz ve temizleyici yağmuru indirdiğini, Enfal suresinde de, o yağmur suyuyla temizlediğini bildirmiş.

Temizliğin maddi ve manevi olduğuna da dikkatimizi çekmiş ve zekatın malı temizlediğini , Tevbe Suresi’nin 103'üncü ayetiyle haber vermiştir.

Bakara Suresi’nin 168'inci ayetinde, "Ey insanlar, yeryüzündeki helal ve temiz olanlardan yeyin" buyurmuş.

Yiyeceğimiz meyve ve sebzeleri, tertemiz yıkayacağız; ama, yıkamadan önce, o yiyeceklerin helâl olmasına dikkat edeceğiz.

Yıkanmamış, mikroplu yiyecek, bizim hastalanmamıza sebep olur; haram lokma ise, cehennemde yanmamıza sebep olur.

Tenimizin mikrop etkisiyle ateşlenmesi gibi değildir, cehennemin ateşi.

Onun için Rabbimiz, yiyeceklerimizin önce helâlığına, sonra temizliğine dikkat edeceğimizi bildirir.

Müddesir Suresi’nin dördüncü ayetinde, elbiselerimiz temiz tutmamız emredilirken hemen ardından; gönlümüzün ve de dilimizin şirk gibi, yalan gibi, manevi pisliklerden temizlenmesi istenmiştir.

Üzümün şırasını içersek, ağzımız tatlanıyor, vücudumuz kuvvetleniyor. Aynı üzümün şarabını içersek; vücudumuz uyuşuyor, gözler her şeyi çift görmeye başlıyor, trafikte canavarlaştırıyor. Dostu, düşman gibi gösterip meyhanede kavgalar çıkartıyor. Buna rağmen, bir kısım siyasilerimiz ve aydınlarımız, karşısındakinin ilericilik derecesini, içtiği şarap şişesiyle ölçüyor.

Bizim gibi hissiyyatı olmadığını zannettiğimiz arabalarımızın, deposuna su karıştırılmış benzin konduğunda, o demir parçası bile isyan ediyor; öksürmeye başlıyor ve yanlış gıda verdiğinden dolayı, sahibini yolda bırakıyor.

Çiftçiler çok iyi bilirler ki, ağaçlar bile toprağına, suyuna ve güneşine göre, meyvelerine tat veriyorlar.

Tarihi eserlerin ahşap kısmının tamirinde, en iyi olan bir değerli sanatkarımız; servi/selvi ağaçlarını işlerken "Mezarlıklarımızda servi ağacı bol" dediğimde "Hocam, mezarlık servileri gıdalarını insandan aldıklarından, bu işe uygun değiller, iyi randıman alınmıyor" demişti.

Hayvanlar bile, kendilerine zarar verecek otları yemezler.

Canlılar içerisinde, kendisine zarar verecek şeyleri yiyen ve içen bir tek canlı vardır, o da Allah'a isyan eden insan.

Bütün günahlardan arınmak için, Rabbimizin bize bir fırsat olarak verdiği Ramazan ayını, çok iyi değerlendirelim.

Her türlü haramdan uzak durmaya çalıştığımız, bu Ramazan ayının alışkanlığını on bir ay boyunca da, devam ettirelim ki, canımız ve tenimiz cennete lÂyık hale gelsin.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te