Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
İhtiyarlığın Tadına Doyum Olmuyor
Pazar, 22 Mart 2015 - (10:49)
Mahmut Toptaş

Yaşlılık güzel şeydir.

Bu güne kadar hiç tatmadığınız güzel şeyleri görüyor ve yaşıyorsunuz. Yaşadığınız zaman içinde saçtığınız sevgileri, saygı olarak geri geldiğini görüyorsunuz. Yanaklarından öptükleriniz, sizin ellerinizi öpüyorlar. Kucak açtıklarınız kucak açıyor, hiç tanımadıklarınız size yer veriyor. Yaşlılığı tarif etmek için 60, 65, 70 gibi rakamlar vermek doğru değil. Zamana, mekâna, ülkelere, kıtalara, ırklara göre bu rakamlar değişebilir. Bu gün Moğolistan ve bazı Afrika ülkelerinde 50 yaşına ulaşanlar “yaşlı” sayılmaktalar ve saygıyla karşılanmaktalar. Hâlbuki şu anda dünyanın en yaşlı adamı bile Hazreti Nuh aleyhisselam dönemi insanlarına göre çocuk sayılır. Rabbimiz bunu şöyle haber verir: “And olsun, Nuh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik (dokuz yüz elli sene) kaldı. Onlar zu-lüm ederlerken, tufan onları yakalayıverdi.” (Ankebut Suresi, ayet: 14). Saçlarına düşen her bir ak, kişiyi parasız uyaran hizmetçi gibidir. Saçına ak düştü, yüzünü pak eyle diye devamlı uyarır. Tenimiz kocasa bile canımız kocamaz. Gözün görmesindeki zayıflık, harama bakmayı azaltır. Dışa değil iç dünyaya bakmaya yöneltir. Kaslar zayıflarken toprağa doğru bakmaya başlar ve ibadet azmin de kuvvetlenme başlar. Eklemlerde takırtılar başladığında acılar ve sızılardan çıkan her inilti Rabbi katında zikir olarak yazıldığından sevabı artar. Kalbinin teklemeye başlaması, bir kalbinin olduğunu hatırlatır ve onu bakıma alırken kalbin tik taklarına göre tespih, tahmid, tehlil (Sübhanellah, elhamdü lillah, La ilahe illallah) demeye başlar. Bir adam, Sevgili Peygamberimize gelerek, “İnsanların en hayırlısı kimdir?” diye sorar. Sevgili Peygamberimiz: “Kimin ömrü uzun olur, ameli güzel olursa o en hayırlısıdır. Kimin ömrü uzun olur, ameli kötü olursa o da en kötüsüdür” buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, K. Zühd, babü ma cae fi tul’il umr).

Ayaklar koşamaz olur, eller tutamaz olur ama ihtiyar, iki ayağıyla koşmanın zevkini, çocukların ve torunların on yirmi ayağıyla koşuşunu seyrederken alır. Kendinizden küçük olanlara sevginiz, ihtiyarlığınızda size saygı olarak dönecektir. Ona göre kimseden saygı beklemeyin, sevmeye devam ediniz. Mekke’nin fethi günü Hazreti Ebubekir, babasını sırtına alır ve Sevgili Peygamberimize getirir ve o da Müslüman olur ama Sevgili Peygamberimiz: “Keşke getirmeseydin de biz ona gitseydik” der. (Ahmet, Müsned, Enes bin malik hadisi) Rabbimiz buyurur: “Rabbin, kendinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyiliği emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa onlara ‘öff’ deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Her ikisine de rahmetten tevazu kanadını indir, (kucak aç) ve ‘Ey Rabbim, bunlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse sen de bunlara merhamet et’ de.” (İsra Suresi, ayet: 23-24).

Gençlik çiçek ise ihtiyarlık çiçeklerin meyveye dönüşmesi gibidir. Tenimizi aldığımız toprağa, aldığımızı geri vermeye başlarız. İnsanlara olan borçlarımızı ödediğimiz gibi topraktan ödünç aldığımızı da yavaş yavaş öder ve öyle gideriz. Ağız tadımız azaldıkça cennetin nimetlerine göz dikeriz. Bir musibet anında: “Onlara bir musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’a aidiz ve elbette O’na döneceğiz’ derler” ayetini okuruz. (Bakara Suresi, ayet: 156). O’na giden yolda çocukluk da, gençlik de, ihtiyarlık da bizim için en büyük şereftir. Mevsimlerden baharı severiz ama yazın, sonbaharın ve kışın da kendine göre güzellikleri vardır. İhtiyarlık, hamlıktan olgunluğa geçmeyi başarmaktır. Bilgiyle beceriyi, tecrübe imbiğinden geçirerek yavrularına helva gibi sunarken onların hayatlarında görmekten zevk alma zamanıdır.

Yeter ki yolun sonu onun rahmetine, rızasına ve cennetine çıksın. İhtiyar, tek başına yaşasa o yalnız değildir. Rabbi ve onun görevlendirdiği meleklerle beraberdir. Gözünün görmeyi yitirmesiyle gönül gözünün ufku dünyayı aşar ve cenneti âlâya kadar görmeye başlar. Sevgili Peygamberimiz: “Size sizin en hayırlınızı haber vereyim mi?” dedi.

“Evet ya Resulûllah” dediler.

“Sizin en hayırlınızı ömrü uzun, ameli güzel olandır” buyurdu. (Ahmet, Müsned, Ebu Hüreyre hadisi İbni Hıbban, Sahih, hadis no 2971). Ömrünüz uzun, ameliniz güzel, diliniz zikir, gönlünüz fikir, son nefesiniz Kelime-i Şehadet olsun.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te