Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Nuh Diyorlar Peygamber Demiyorlar
Pazartesi, 16 Şubat 2015 - (14:34)
Mahmut Toptaş

28 Şubat döneminin en şiddetli zamanıydı.

19 Kasım 1999 günü saat 20.00 idi.

Vezneciler Kız Yurdu salonunda Müdire hanımın verdiği bilgiye göre 900 öğrenciye konferans veriyorum.

Koltuklar almadığı için yarısı ayakta dinliyor.

Konuşmamın konusu olmamasına rağmen Maide süresinin 32’inci ayetinin manasını kısaca “Haksız yere bir adamı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir” dedim, ön taraflarda oturan bir kız, “Yani, haklı yere öldürülebilir öylemiiii” dedi.

O günlerde basının birinci konusu, idam kaldırılsın mı kaldırılmasın mı idi.

Yılmaz, Ecevit, Bahçeli üçlüsü, idam kararı Yargıtay’ca da onaylanan Abdullah Öcalan’ı kurtarma operasyonunu başlatmıştı, basını kullanarak beyin yıkama dönemi devam ediyordu.

Asıl konuma ara vererek konuşmamı o soruya yoğunlaştırdım.

Önce soruyu herkesin duyması için tekrarladım.

Ardından, ben bu arkadaşınıza “Evet ben idam edilmesi taraftarıyım” dedirteceğim, siz arkadaşınıza yardım edin “Evet” demesin.

O günlerde basında bir olay daha vardı.

Okuldan yeni mezun olmuş bir kızımız, ilk maaşıyla anasına bir şeyler almak için çarşıya çıkmışlar, eve dönerken durakta bir taksi yaklaşır ve zorla onları arabaya atarlar ve kaçarlar.

Fatih ormanında kız ölü olarak, annesi elli küsur yerinden bıçaklanmış olarak canlı bulundu.

Kıza o olayı hatırlattım. Allah korusun o kız sen olaydın, o üç serseri, annene önce tecavüz edip sonra öldürürken çantanda tabanca olsaydı ne yapardın?

“Yazıııık, bunlar da can taşıyoooor, kıyamaaaam mı” derdin?

Cevap ver ne yapardın dedim.

“Üçünü de öldürürdüm” dedi.

İzmir’de oturuyorsun. Yunanlılar gemileriyle gelmişler, rıhtıma çıkmışlar ve gördükleri herkesi öldürüyorlar. Senin evinin önünden geçiyorlar, balkondan alkış mı tutarsın, kurşun mu sıkarsın? Dediğimde,

Cevabı “Kurşunum yoksa saksıları atarım” dedi.

Sultanahmet meydanında parkta otururken hayallere dalsak, toprak pembe buluttan olsa, ayaklarımız yumuşacık yerle bassa, istediğimiz zaman gökte uçabilsek, senin benim olmasa hepimizin olsa, kimse kimsenin gönlünü kırmasa, hep gülen yüzler olsa, saygı ve sevgi rüzgârları esse, güller bile bizi kıskansa diye düşünürken kendinize geliverdiğinizde çantanızın çalındığını görseniz ne yaparsınız?

Kur’an-ı Kerim, hayal kitabı değildir.

Yaşayan insanların hayatını düzenlemek için indirilen kitaptır.

Ellerinde Kur’an’la Anadolu’ya giren ecdadımızın yönetiminde Yahudi’si, Hristiyan’ı, güven içinde 1915 yılına kadar gelmişler.

Mason olduğu söylenen Talat paşa ve arkadaşları tarafından Osmanlı devleti yıkılınca Ermenilere neler yaptıklarını biliyoruz.

1942 yılında İsmet İnönü döneminde gayri Müslimlere Varlık Vergisi adı altında yapılanları da biliyorsunuz.

1955 de 6-7 Eylül’de yapılanlar da malum.

Bütün bunlar olduktan sonra “Gelin Talat paşanın, İsmet İnönü’nün, Menderes’in ortak kabul ettikleri değerleri bırakıp İslam’a göre yaşayalım” denildiğinde bir kısım insanlar “Haaayııır” demeye devam ediyorlar.

Avrupalı Hıristiyanlar, papanın emriyle Müslümanları ve Yahudileri yok ederken Kur’an’a göre yaşamaya çalışan Osmanlı 1492’de İspanya Yahudilerine kucak açıyor. Müslümanları da Fas, Tunus ve Cezayir’e taşıyor.

Milyonlarca insanı yakan Hitler, bundan bin sene önce yaşamadılar. 1940’lı yıllarda 5 milyon insanı öldürdüler, bir kısmını yakarak öldürdüler.

1965’ten bu yana kaç tane Türk evinin yakıldığını ben sayamadım.

Bu sene Ocak ayının sonunda Almanya’nın başkenti Berlin’de öldürüldükten sonra yakılan 19 yaşındaki Maria P.’yi öldürenlerin biri Alman, biri Türk’müş.

Mersin’de Özgecan Aslan’ı önce öldürüp sonra yakanlarla Almanya’dakiler aynı ateist eğitimden geçmiş insanlardır.

Bu değişmedikçe tacizler, öldürmeler, yakmalar değişmez.

Cezaları artırsanız da değişmez.

Her öldürme ve yakma olayının ardından “Asmalı bunları asmalııııı” diye bağıranlara “Haydin, gelin bu ateist eğitimden dönelim, bin yılda her dinden insanı ülkesinde adalet içinde yaşatanların eğitimine geçelim” deseniz, geçmezler.

Tufanda topyekûn bir millet yok olurken Nuh aleyhisselamdan yardım etmesini isterken “Nuuuuuuh, bize yardım et” demişler ama peygamber dememişler ve helak olmuşlar

Kabahat bizde. Biz, İslam’ı temsil edemedik, kötü örnek olduk. Allah hepimizi ıslah etsin.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te