Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Ankara Kriterlerine dönme zamanı
Cuma, 07 Ağustos 2020 - (00:31)
Mehmet Ali Tekin

İfrat, ya da tefrit üzere oluyoruz.

Orta yolu, bir türlü bulamıyoruz.

Hâlbuki Rabbimiz, bizi 'vasat' bir ümmet yaratmış.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, bütün kanunlarımızı batıdan kopya etmişiz. Medeni Kanun İsviçre'den, Ceza Kanunu İtalya'dan, CUMUK Almanya'dan...

Cumhuriyet yönümüzü tamamen batıya çevirmişti. Halkın batılılar gibi bir hayat sürmesi için, kanun ve yönetmeliklerin tamamı, batıdan alınıyordu.

Uğur Mumcu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını şöyle tarif ediyor: "Türk vatandaşı İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalya ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemeleri yasasına göre yargılanan, Fransız idare hukukuna idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir?"

Sağlık, ulaştırma ve bazı bürokratik işlemlerin kolaylaştırılması alanlarında, olağan üstü işler başaran Ak Parti hükümetleri; maalesef hukuk alanında, sınıfta kalmıştır.

Hatta bazı alanlarda Anadolu insanını örf, adet, gelenek ve dinden koparmak için, özel gayret sarfedilmiş hissi uyandırıyor.

1926 tarihli eski Türk Ceza Kanunu 440. Maddesinde kadınlar, 441. maddesinde de erkekler için 'zina suçu' nu düzenliyordu.

Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin eşitliğe aykırı olduğu itirazı üzerine 23 Eylül 1996'da 441. maddeyi iptal etti. Mahkemenin verdiği 1 yıllık sürede yeni düzenleme yapılmayınca zina erkekler için suç olmaktan çıktı.

2004 yılında Ak Parti, Türk Ceza Kanunu'nu tamamen yeniledi.

AK Parti 'zina'nın tekrar suç sayılması için girişimde bulundu. Baykal, Ak Parti'nin bu girişimini 'ihanet' ilan etti ve Avrupa Birliği de buna karşı çıktı. Böylece 'zina suçunu' Ceza Kanununa ekleyemedi. Bu gün 'zina' suçu diye bir suç yok.

Bir başka garabet İstanbul Sözleşmesi...

İstanbul Sözleşmesi'nin Türkiye'ye kurulmuş bir tuzak olduğu kanaatindeyim.

Neden derseniz...?

İstanbul'un Müslüman toplumlar üzerinde bir saygınlığı var.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, Müslümanlara 'İstanbul' dediğinizde bir saygınlık bir ihtiram hissiyatına şahit olabilirsiniz...

Bu saygınlık ve ihtiramı yoketmeye yönelik bir girişimdir, İstanbul sözleşmesi...

11 Mayıs 2011’de İstanbul’da Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” kabul edildiği için adına 'İstanbul Sözleşmesi' denilmektedir. Orjinal metin İngilizce ve Fransızca olarak hazırlanmıştır.

Temmuz 2020 itibariyle 46 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmış, imzacı ülkelerden 32 tanesi sözleşmeyi onaylamış; ilk onaylayan ülke maalesef Türkiye olmuştur.

Avusturya, Hollanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, İsviçre, sözleşmenin bazı maddelerine itiraz etmiş, İspanya, Hırvatistan, Litvanya, Letonya, Polonya şerh koymuştur.

Rusya, Azerbaycan ve Vatikan sözleşmeyi imzalamamıştır.

Geçtiğimiz günlerde (4 Temmuz 20202) Anayasa değişikliklerini halkoylamasına sunan Rusya'da, ilginç gelişmeler yaşandı.

Toplumsal Cinsiyet ve LGBT kavramlarının Anayasa maddesi olarak yasaklaması yankı uyandırdı. Bu yasaklamaya me'haz kabul edilen şu yorum dikkat çekti:

"Toplumsal Cinsiyet adlı cinsiyetin toplum tarafından dayatıldığı, insanların cinsiyetsiz olduğu, sadece erkek ve kadın değil, yüze yakın cinsiyet bulunduğu, bunların da birbirlerine eşit olduğu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramı, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen uluslararası BM anlaşmasına dayalı olarak yayılmakta. Rusya bunu bir Batılı işgal olarak gördüğü için karşı çıktı ve yayılan LGBT sapıklığını anayasa maddesi sayesinde gündemden kaldırdı."

İstanbul Sözleşmesi'nden bir kaç maddeye dikkatinizi çekeyim:

Üçüncü madde (b) fıkrasında, “Aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da, eski veya şimdiki eşler veya partnerler arasında meydan gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemi anlamına gelir.”

'Partnerler' ne demek?

Şu manaya geldiğini açıkça yazmıyorlar:

“Cinsel tercihlerine göre, erkek erkeğe veya kadın kadına homoseksüel ilişkilerde bulunan kişiler."

Bir başka garabet, garabet değil düpedüz 'tuzak'.

Sözleşmenin orijinal metninde 'Domestic' olarak geçen kelime, Türkçe tercümede yumuşatılarak 'Aile' olarak tercüme ediliyor. Bu kelime “Ev içi her türlü arkadaşlık - ortak ev arkadaşlığı” manalarına gelir.

Hele hele 12. Maddenin 1. fıkrası var. Bu madde toplumumuz için tam bir facia:

“Kadınlar ve erkekler için, alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü farklı uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla, kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

Bu madde resmen aileyi ortadan kaldırmak için konulmuş:

"Kadınlar ve erkekler için, alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü farklı uygulamaları ortadan kaldırmak.."

Sevgili Reisimiz, bir kaç defa ifade etmiştiniz.

" Biz Kopenhag kriterlerinin adını Ankara siyasi kriterleri olarak değiştirir, yolumuza devam ederiz."

Lütfen artık kendimize dönelim...

Artık 'Ankara Kriterleri'ne dönmenin zamanı, çoktan geldi de geçiyor.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
   Körüklü Hoca
   İki Güzellikten Biri Şehid Sedat Yenigün
   Küreselcilere Karşı Safları Sıklaştıralım
   Elhamdülillah
   Kafkasların Yiğit Evladı: Şamil Basayev
   Dinmeyen Sızı Sivas Mağdurları
   Bizi Amerika'ya muhtaç ettiniz! Yuf olsun size!
   Kafkasya Direnişi ve Abdülhalim Sadullayev
   Biz Hazırsak Ayasofya Açılır

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te