Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
İstiklal Marşı Mahzun
Cuma, 27 Mart 2020 - (02:26)
Mehmet Ali Tekin

İstiklal Marşının kabulünün 99. yılı, 12 Mart günü kutlandı.

Maarif Vekaleti, 1921 yılı başlarında, İstiklal Marşı için, güfte yarışması düzenledi, yarışmaya 724 şiir katıldı. O sırada Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif, yarışmaya para ödülü konulduğu için, katılmamıştı. Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, o sırada ikametgâhı olan Taceddin Dergâhı'nda şiirini yazdı. Akif'in yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından okundu ve alkışlar arasında kabul edildi.

Akif, İstiklal harbi mücadelesine katılmaya karar verdikten sonra, on iki yaşındaki büyük oğlu Emin’i de yanına alıp, 10 Nisan 1920’de İstanbul'dan, gizlice yola çıktı. Ali Şükrü Bey’le buluşarak, Geyve’ye ulaştı. Buradan Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ertesi günü 24 Nisan 1920'de Ankara’ya vardı. Mustafa Kemal'in teklifiyle Burdur milletvekili seçildiğinde, kendisinin haberi olmadan, Biga'da en çok oyu alarak, vekil seçilmişti. Burdur vekili olarak anıldı.

Mehmet Akif, Burdur, Konya, Kastamonu, Eskişehir, Afyon gibi Anadolu'nun bir çok şehrinde, askere gidenlere ve halka yönelik konuşmalar yaptı. Kastamonu Nasrullah Camii'nde verdiği vaaz, Sebilirürreşad dergisi vasıtasıyla, Anadolu'nun bir çok şehrine gönderildi ve halkta çok büyük bir te'sir meydana getirdi.

Akif İçin Zor Günler Başlıyor

Milli Mücadele kazanılmış, Ankara'da ikinci dönem Milletvekilliği seçimlerine Akif ve O'nun gibi İslami hassasiyeti olanların, seçime girmesi engellendi. Mustafa Kemal'in oluşturduğu yeni kabine ve hükümet İslami değerlere karşı, bir mücadele başlatmıştı. Önce Halifelik kaldırıldı, ardından tevhid-i tedrisat kanunuyla, latin harfleri kabul edildi. Bütün bu gelişmelerden dolayı hayal kırıklığına uğrayan Mehmet Akif, 1923 Ekim'inde Abbas Halim Paşa'nın davetini kabul ederek, Mısır'a gitti. İki yıl kışları Mısır'da, yazları Türkiye'de geçirdi.

Milli Mücadeleye destek vermiş ve kazanılmasında büyük emekleri bulunan bir çok siyaset ve fikir adamı; yeni idare tarafından istenmeyen kimse ilan edildi. 1925 yılında Şeyh Said isyanı gerekçe gösterilerek; hükümetin yeni politikalarını benimsemeyen Hüseyin Cahit (Yalçın), Ahmet Emin (Yalman), Velid Ebüzziya ve Eşref Edip (Fergan), Kazım Karabekir Paşa gibi bir çok kimse, İstiklal Mahkemeleri tarafından tutuklanıp, yargılandılar. Mehmet Akif'in, hak ettiği emekli maaşı bağlanmadı. Polis tarafından takip altına alınması, çok zoruna gitti. Bunun üzerine 1925 yılı sonlarına doğru Mısır'a gitti. Bu gidişini Şefik Kolaylı'ya şöyle ifade ediyor:

"Arkamda hafiye gezdiriyorlar. Ben, vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum. İşte, bundan dolayı gidiyorum."

Mehmet Akif Mısır'a gitmeden önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütçe müzakereleri esnasında 21 Şubat 1925 günkü oturumunda, alınan bir karar üzerine; Diyanet İşleri Reisliği, Kur’ân-ı Kerîm’in tefsiri için Elmalılı Muhammed Hamdi’ye, tercümesi için de Mehmed Âkif’e teklifte bulunuldu. Âkif, yapılacak çalışmanın dinî ve ilmî sorumluluğunu düşünerek, uzun bir tereddütten sonra, tercüme yerine meâl denilmesi ve Elmalılı M. Hamdi’nin hazırlayacağı tefsirle birlikte basılması şartıyla, teklifi kabul etti. 1926-1929 yılları arasında yoğun bir mesai sarfedip, tercümeyi bitirdi. Fakat vefatına kadar, üzerinde çalışmaya devam etti.

Ezan, kanun zoruyla Türkçe okutulduğu yıllarda, namazların da devlet zoruyla, Kur’an’ın Türkçe tercümesiyle kıldırılacağı endişesini taşıdığından; yaptığı anlaşmayı feshedip, avans olarak aldığı bir miktar parayı, geri verdi ve çalışmasını teslim etmedi.

Âkif’, hastalanarak Mısır’dan Türkiye’ye geldiği sırada, geri dönmediği takdirde tercümenin yakılmasını vasiyet eder.1961 yılında vasiyet Kahire’de yerine getirilir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Küresel Vahşiler Tepişiyor
   Irkçı Yaklaşım Hortluyor mu?
   Korona'dan Önce Korona'dan Sonra
   Siz Gerçekten Haddi Aştınız!
   Süt Tozu'nun KDV'si Çocuk Felci
   O Günler Unutulur mu?
   Plevne Kahramanı Gazi Osmanpaşa
   Geç Gelen Adalet En Büyük Haksızlıktır
   Virüsler Bitmez
   Ali Şükrü Bey'in Şehadeti
   Abdullah Fevzi Efendi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Küresel Vahşiler Tepişiyor
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te