Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Eyyüb el Ensari Bize Ne Öğütlüyor?
Cuma, 14 Haziran 2019 - (20:36)
Mehmet Ali Tekin

Cenab-ı Hakk, insanları farklı farklı yaratmış. İnsanların oluşturduğu toplumlar, milletler de farklılık arzetmektedir. Kur’an-ı Kerim’in Hucurat Suresi’nde (49/13): “ Ey insanlar! Biz sizi, farklı oymaklara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Bilin ki Allah katında en iyiniz, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.” buyrulmaktadır.

Toplumların ve insanların farklılıkları, güzel bir zenginliktir. Bu zenginlik, toplum yaşantısının daha iyi bir düzeyde gelişmesine vesiledir. İnsanlar, akıl ve kabiliyetlerine göre, bir işe yönelmektedir. Hayatlarını da, bu uğraşla idame ettirirler. Hayat içerisinde, farklılıklar olduğu gibi; fikir yönünden de, farlılıklar görülmektedir.

İnsanlar cesur-korkak, halim selim-sert, sakin-telaşlı vb. gibi, birbirine taban tabana zıt karakterlere sahiptirler. Kişinin karakteri, fikri yapısına da tesir eder.

Din kuralları, farklılık arzeden insanoğullarını ortak hayatta, birbirlerine sorun çıkartmalarının önüne geçmek için vazedilmiştir. Hakeza, devlet kanunları da, bunun sağlanması için konulmuştur.

Sert karakterli bir insanın, mahlukata ve özellikle insanlara karşı, merhametli davranmaya sevkeden genellikle din, toplumsal kurallar veya kanunlardır. Dinimiz, insanın (özellikle de sert mizaçlıların) topluma ve mahlukata karşı, ne kadar merhametle davranabiliyorsa; o derece takva, salih kul olduğunu beyan eder. Aksine davranış sergiliyorsa; o insanın karakterine, din tesir etmiyor demektir.

Bir insan, hemcinsleriyle ne kadar uzlaşabiliyor, anlaşabiliyorsa; vahdet o derece müşahhaslaşmış demektir. Bu anlayışa sahip insanların, kemmiyet ve keyfiyeti ne kadar fazla ise; toplum, o kadar huzur ve sükûnete sahip olur. Tersinde de kaos artar.

Vahdet konusu, bu gün olduğu gibi dün de problemliydi. Düne baktığımızda, dinin mübelliği, rasülü Hz. Muhammed (sav) Efendimizin terbiyesinden geçmiş insanların arasında bile, ciddi ihtilafların yaşandığını görüyoruz.

Hz. Ali (ra) Efendimiz, çocukluğundan itibaren, hemen hemen tüm zamanlarını, peygamberimizin terbiyesiyle geçirmiştir. Yani, O’nun terbiyesiyle büyümüştür. Mü’minlerin Annesi Hz. Aişe (r.anha) validemiz de, Peygamberimizle genç yaşta evlendiği için Peygamber terbiyesiyle büyümüştür diyebiliriz. Bu iki mübarek insan, birbirleriyle savaşmıştır. Hilafet etme hususunda, farklı düşüncelere sahip oldukları için birbirleriyle önce zıtlaşmışlar. Problemi, görüşmeler yoluyla hâlledemedikleri için de savaşmışlardır.

Vahdet hususunda bu, olumsuz bir misaldir. Olumlu örneğe gelecek olursak; o da Ebu Eyyüb el Ensari’dir (ra). Asıl adı Halid b. Zeyd olup, Ebu Eyyüb el Ensari lâkabıyla anılır.

Peygamberimiz, Mekke’den Medine’ye (Yesrib) hicret ettiğinde, 6 ay bu sahabenin evinde, misafir olmuştur. Bedir, Uhud, Hudeybiye olmak üzere, önemli savaş ve olaylarda, peygamberimizin yanında bulunmuştur. Hatta savaşların birçoğunda, peygamberin sancağını taşıdığı için, ‘Sancaktar-ı Rasülüllah’ şerefine nail olmuştur.

Bu zat, Hz. Ali Efendimiz hilafete seçildikten sonra, devamlı olarak O’nun safında yer almıştır. İhtilaflı savaşların hepsinde ve Muaviye ile olan savaşta da, Hz. Ali Efendimizin yanında, savaşa katılmıştır.

Hz. Ali efendimizin vefatından sonra, Müslümanların Emiri Muaviye olmuştur. Bu devirde, ecnebilerle-kâfirlerle savaşlar yoğunlaşmıştı. Bunlardan birisi de, Hicrî 50 kimilerine göre de 52 (Miladi 670) yılında; Bizans (İstanbul) üzerine sevkedilen ordudur. Bu orduda, Ebu Eyyüb el Ensari’nin de, yer aldığını görmekteyiz. Ordu İstanbul’a yaklaştığı sırada, çok yaşlı olan Ebu Eyyüb el Ensari (90 yaşlarında olduğu rivayet edilir), hastalanır ve bir müddet sonra da vefat eder. Vasiyeti üzerine de (Ordunun ulaşabildiği en ileri noktada, defnedilmesini vasiyet etmiştir), surların yakınlarına defnedilir

Vahdet anlayışının doruğa çıktığı insanların öncüsü olarak, Ebu Eyyüb el Ensari diyebiliriz.

Hz. Ali döneminde, Muaviye ile arasında çıkan Hilafet tartışmasında, Hz. Ali’nin yanında yer almıştır. Daha sonra da, aralarında çıkan savaşta Hz. Ali efendimizin yanında Muaviye’ye karşı savaşmıştır.

Kâfirlere karşı ise, Muaviye’nin yanında yer almış ve O’nun ordusunda kâfirlere karşı savaşmıştır.

Bu örnek bir davranıştır. Vahdet açısından, iç meselelerde muhalif olduğumuz fikir ve insanlara karşı; dış meselelerde birliktelik arzedebilme gayretinde olmalıyız, olabilmeliyiz. Bizler bu anlayışı - Ebu Eyyüb el Ensari anlayışını – toplumumuzun tüm fertlerine kazandırma gayretinde olmalıyız.

Eyyüb el Ensari tavrını, toplumumuzun çoğunluğuna kazandırabilirsek; vahdet o derece güçlü tezahür edecektir. Bu anlayışı tüm partiler, gruplar, tarikatlar, cemaatler müntesiblerine kazandırma gayretinde olmalıdır.

Her grup, parti, cemaat, tarikat kendi sahalarında farklı çalışma usulleri geliştirebilir, farklı tavır sergileyebilirler. Fakat genel meselelerde, ülkemizin ve milletimizin çıkarları söz konusu olduğunda; ortak bir fikir oluşturabilme, geliştirebilmeliyiz.

Ancak takva sahibi, salih kullar vahdet oluşturabilir…

Önemli olan, takva sahibi, salih bir kul olabilmek değil mi?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Sivaslı Olursanız Aklanma Hakkınız Yoktur…
   Vardır Bir Kusurumuz…
   Şeyh Said İdama Giderken Haykırır: Mehşerde Hesaplaşacağız!
   Beyler Kendimize Gelelim
   Mavi Marmara Şehidleri
   Hatırlıyor musun Selimiye’m?
   Mazeret Etme Ziyaret Et
   Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
   Hava Şehidlerini Unutmayalım
   Ramazan bize çeki düzen versin…

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnkar Mikrobundan Kurtuluş Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sivaslı Olursanız Aklanma Hakkınız Yoktur…
Recep Öğütçü
Köy Şölenleri
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te