Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
Perşembe, 23 Mayıs 2019 - (14:07)
Mehmet Ali Tekin

CHP ve Kemalist zihniyet demek, İslam düşmanlığı demektir. CHP Kurulduğundan beri, İslam’ı ve Müslümanları yok etmek için tüm gücüyle çalışmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olduğunu iddia ederek; sözüm ona Cumhuriyeti korumak için ne gerekiyorsa, onu yapıyorum iddiasındadır.

CHP’nin, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, İslam’a ve İslam’ın mukaddes saydığı değerlere sahip çıkan, bir politika güttüğünü görüyoruz. CHP’nin önde gelen fikir adamlarından ve 1923-1934 yılları arasında, Mardin ve Manisa Milletvekilliği yapan Yakup kadri Karaosmanoğlu; 1923 yılında yazdığı Kadınlık ve Kadınlarımız kitabında, Çarşaf ve Peçeye Dair makalesinden:

“Bu çirkin asrın ve bu çirkin muhitin yegâne süsü, yegâne güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Yalnız bunlardır ki gözlere hâlâ bakmak tahammülünü, bakmak arzusunu veriyor. Niçin onlardan müşteki gibisiniz? O mazrufa bu zarftan daha muvafık ne olabilir? Sizi böyle gördükçe bir kadının başka türlü nasıl giyinebileceğim düşünüyorum ve çarşafsız, peçesiz bir kadın tahayyül edemiyorum.”

Mustafa Kemal, 7 Şubat 1923 günü Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde öğleyin okunan mevlidden sonra, Minbere çıkarak yaptığı konuşmada şöyle diyordu:

“ Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.

İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber çalışmalarında iki yere, iki eve sahipti. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazret-i peygamber'in mübarek yollarını takip ederek bu dakikada milletimize ve milletimizin şimdiki ve geleceğine ait konuları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde, Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni bu şerefe kavuşturan Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum.”

Aynı Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 01 Kasım 1937 tarihli oturumunda, Meclis kürsüsünde şunları söylüyor:

“Aziz Millet Vekilleri,

Dünyaca malûm olmuştur ki, bizim Devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıile asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gayipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. (Alkışlar)”

CHP, ipleri tamamen eline aldığında, ne yaptı:

03 Mart 1924 Halifeliğin Kaldırıldı- Şer’ iye ve Evkaf Bakanlığı Kaldırıldı

25 Kasım 1925 Şapka Giyme Kanunu getirildi

30 Kasım 1925 Tekke ve Zaviyelerin Kapatıldı

01 Kasım 1928 Harf Devrimi ile Kuran Harfleri Kaldırılıp, Latin Harfleri getirildi

30 Ocak 1932 tarihinde Ezan Asli Haliyle Okunması Yasaklandı

Ezan yasaklanmasının akabinde, memlekette bir Kur’an yasağı furyası başladı. Camilerde Kur’an’ın Asli haliyle öğretimi ve öğrenimi yasaklandı. Yasağın takibi için Jandarma görevlendirildi.

Kuran-ı Kerim’i asli hâliyle okuyan ve öğretenler için, bir cadı avı başlatıldı.

Babam (1931), çocukluğunda köy camisinde hocadan namaz sureleri öğrenirlerken; jandarmaların köye geldiğini gözlemek için köy girişine, nöbetçi koyulduğunu ve jandarmanın geldiğin gören nöbetçinin, haber vermesiyle camiden kaçtıklarını anlatırdı.

CHP döneminde, yüzlerce ve belki de binlerce cami kapatılıp; kimisi ahır kimisi depo yapıldı. O dönemleri yaşayanlardan birisi de 1940’lı yıllarda, 47 ay 25 gün askerlik yaptığını söyleyen Mehmet Metin, Sultanahmet Camisi’nin 5-6 yıl boyunca; ibadete kapalı tutularak, askerler için ‘yatakhane’ olarak kullanıldığını şöyle anlatıyor:

"Ben Sultanahmet Camii'nin dışındaki eski yazıları okumaya çalışıyordum. Orada bir gece yattık. Caminin içi asker doluydu ve nefes almak mümkün değildi. Doğru dürüst tuvalet bile yoktu. Her taraf pislik içindeydi. Ne bizlere bakan, ne de etrafı temizleyen birisi vardı. Zaten ibadet yapılmıyordu. Bazı askerler tuvaletlerini bile burada yapıyorlardı."

Yakın tarihe gelelim…

Tarih 3 Mayıs 1999… Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi…

Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı, yemin töreninin ortasında, Meclis Genel Kurul Salonu'na başörtüsüyle girince, Genel Kurul bir anda karıştı. FP sıralarından, Kavakçı'nın salona girişi sırasında alkış koparken; DSP'li vekiller ise ellerini sıra kapaklarına vurarak, protesto ettiler.

Bülent Ecevit kürsüye gelerek, şöyle diyordu:

'Türkiye'de özel yaşamda kadınların giyim -kuşamına başörtüsüne, kimse karışmıyor. Ancak burası, özel yaşam alanı değildir. Devletin gelenek ve kurallarına, burada görev yapanlar uymak zorundadır. Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen, bu hanıma haddini bildiriniz.'

Ecevit'in konuşmasının hemen ardından DSP'li bayan milletvekilleri el ele tutuşarak, kürsüyü çevrelediler. Devlet Bakanı Özkan duruma müdahale ederken, Başkan Septioğlu oturuma 15 dakika ara vermek zorunda kalıyordu.

Bunlar olurken bazı milletvekilleri Kavakçı'nın yanına giderek, dışarı çıkması ricasında bulundu. Ancak Kavakçı'yı salona beraberinde getiren ve yanına oturtan FP İstanbul milletvekili Nazlı Ilıcak, 'Hayır çıkmayacak. Oturacak. Yemin de edecek.' diyerek gelen telkinlere, sert tepki gösterdi.

DSP'liler de kürsü etrafında toplanarak alkışla 'Dışarı' diye tempo tutmaya başladı. Sonuçta Kavakçı, yemin etmeden Genel Kurul salonundan ayrıldı.

15 Mart 2019 tarihli gazete haberlerinden:

Ekrem İmamoğlu Yasin okudu

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, Yeni Zelanda'da cami saldırısında hayatını kaybedenler için, Eyüpsultan Camii'de Yasin-i Şerif okudu.

Cami çıkışında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan İmamoğlu, çocukların tezahüratı karşısında, gözyaşlarını tutamadı.

1923’ten 2019’a CHP… aynı CHP…

Kişiler değişse de…

Tezgâh aynı tezgâh…

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Eyyüb el Ensari Bize Ne Öğütlüyor?
   Mavi Marmara Şehidleri
   Hatırlıyor musun Selimiye’m?
   Mazeret Etme Ziyaret Et
   Hava Şehidlerini Unutmayalım
   Ramazan bize çeki düzen versin…
   Kafatasçılık mı hortluyor?
   Kafkasların Son Kartalı Cehar Dudayev
   Özür Diliyorum
   15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Demokrasi Cilvesi
Mehmet Ali Tekin
Eyyüb el Ensari Bize Ne Öğütlüyor?
Recep Öğütçü
Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te