Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Perşembe, 05 Aralık 2019 - (13:02)
Mahmut Toptaş

Parlamentoda bulunan her siyasi parti, bu günlerde İslami ıstılahlara/terimlere yönelirken işçilerin temsilcilerinin de yönelmesi ve terimlerin içeriğinin uygulanması konusunda bir adım atmaları gerekir.

Aradan 1400 yıl geçmiş. Bu zaman içinde doğuda veya batıda, işçilerin ve işverenlerin lehine olacak, “İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz” ayarında bir söz söyleyen olmuş mu?

Sevgili Peygamberimiz, kıyamete kadar gelecek insanlara: “İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz” buyurmuş. (İbn-i Mace, K. Ruhün, babu Ecril Ücera, Hadis no 2443).

“Ama günümüz şartlarında her gün işçilere ücretini ödeme zorluğu teknik olarak zordur” demeye kalkamasınlar.

Günümüz şartlarında daha kolaydır.

Cep telefonunda kayıtlı binlerce insana bir dokunuşla mesajını kolayca ulaştırdığı gibi binlerce işçinin hak edişini bir tuşla halledecek internet programcıları var.

Günlüğü yüz lira olan bir işçinin, ayın birinde kazandığı yüz lira, patronun sermayesinde kalıyor ve otuz gün o parayı çalıştırıyor.

İkinci günün parasını 29 gün çalıştırıyor.

Otuz birinci günün parasını alnının teri kurumadan vermiş oluyor.

İstanbul’da tanımakla çok mutlu olduğum matematik hocası Halil Aslan beyefendiye sordum: “Ayın birinde akşam günlük ücretini hak eden işçi veya memur, alnının teri kurumadan alamadığından bir ay sonra aldığından, ücretle çalışanlara haksızlık olduğu gibi, işverene de yanlış yaptırıyorlar, bu da işverene haksızlıktır.

Bu sistemin telafisi mümkin mi, yine aybaşında alsın ama birinci günkü yüz lirayı 29 gün çalıştıran, ikinci günkü parayla iki yüz lirayı 28 gün çalıştıran, 29’uncu gün iki bin sekiz yüz lirasını çalıştıran bir firma, hak yememek için kurumun yıllık kârı yüzde on olsa ve her günün parasını kullandığı oranda işçisine kârı dağıtsa bir ayda kaç lira dağıtması gerekir?” dedim.

Yaptığı hesabın formülünü yazıp gönderdiği gibi, “30X100=3000. Üç bin lira eder.

On üç lira da elde edilen kârdan gelirse 3013 lira alması gerekir” diye cevap verdi.

Bu teklifime delil isteyenler olabilir, buyurun:

Buhari’nin rivayetine göre:

“Bunlar senin, ben senin ücretini bunlara yatırdım ve bu kadar arttı al malını götür” demiş, o da mallarını almış gitmiş.”

Geçmiş peygamberlerin ümmetlerinden bir işverenin, ücretini almadan acele işi terk edip giden bir işçinin yıllar sonra gelip ücretini istediğinde, işveren, işçisine koyun, deve ve sığır sürülerini göstermiş ve “ben senin ücretini senin adına işlettim al ve götür” der. İşçi de mallarını almış ve gitmiş. (Buhari, Sahih, K. İcare, Bab 12).

Ve Sevgili Peygamberimiz, ölçüyü koymuş: “Ma’rur bin Süveyd anlatıyor: Ebu Zerr’inil Ğıfari’yi gördüm, üzerinde çok güzel bir elbise vardı. Aynı elbiseden hizmetindeki adamın üzerinde de vardı. Neden böyle olduğunu sorduğumda Ebu Zerr: Ben birine (Bilal’i Habeşi’ye) hakaret etmiştim. O da beni Allah’ın elçisine şikâyet etti. Allah’ın elçisi bana, ‘Sen, onu annesi (nin siyah olmasıyla mı) ayıpladın? Şunu iyi bilin ki, hizmetinizde olanlar sizin kardeşlerinizdirler. Kimin hizmetinde bir kardeşi olursa ona yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, gücünün yetmediği işi ona yüklemeyiniz, eğer yüklerseniz siz de ona yardım ediniz’ dedi” (Buhari, Sahih, K. İman, bab 22, Buhari, K. Itk, bab, el abidü ihvanüküm no 15, Müslim, Sahih, K. Eyman, bab 10 Itam’ül mülük). Bu hadisi şerh eden Müslim Şarihi Nevevi merhum: “İşçinin, yiyecek ve elbisesinin, o bulunduğu yerin insanlarının ortalamasına göre yedirir, giydirir ve içirir. Patron, kendine bile cimrilik yaparsa, şehrin ortalaması esas alınır” diye özetlenebilir.

Yeminini bozan bir Müslüman, üç fakiri doyuracağında yemini yapan kişinin, kendi evinde yiyip-içtiği günlük gıdaların ortalamasını fakire vereceğini haber verir Rabbimiz:

“Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden hesaba çekmez. Ancak bilerek yaptığınız yeminlerden hesaba çeker. Bilerek yapılıp bozulan yeminin kefareti; ailenizi doyurduğunuz yemeğin orta hallisiyle on fakiri doyurmaktır veya on fakiri giydirmek veya bir köle azat etmektir. Kim bunları bulamazsa üç gün oruç gerekir. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. Şükredesiniz diye Allah ayetlerini size işte böyle açıklar” (Maide süresi ayet 5/89).

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Ufukta Umut Işığı Doğuyor
   Müslüman Öldürmede Birleşiyorlar
   Kerbela Üniversitesi
   Pisler, temizleri yok ediyorlar
   İyi Haberlere Kulak Veriniz
   Önce Biz Düzelmeliyiz
   Bir Kişi Ne Yapabilir Okuyun Görün
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ufukta Umut Işığı Doğuyor
Mehmet Ali Tekin
İstiklal Marşı Mahzun
Recep Öğütçü
Sabır Şükür Kanaat
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te