Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Arabuluculuk
Pazartesi, 08 Nisan 2019 - (11:51)
Mahmut Toptaş

Belki dünyanın en güzel işlerinden biri arabuluculuktur. “Arabulucu” deyince otomatik olarak arabozucu hatırımıza geliyor. Birleşmiş Milletler ne zaman ihtilaflı iki ülke arasına bir arabulucu göndermişse birbirine diş bileyen iki ülke hemen birbirine diş geçirme durumuna giriverdiğinden ve bu güne kadar da olumlu haber alamadığımızdan “arabulucu” kelimesini de kirlettiler.

Eh, kirlinin eline neyi verirseniz kirlenir.

Hâlbuki insanların güzellik, narinlik, renk uyumu, simetri/nispet denince akla gelenlerden biri de kelebeklerdir.

Kelebekler, arılar ve diğer kanatlılar da ayrıca arabulucudurlar. Çiçekten çiçeğe konup kalkmalarıyla, narin dokunuşlarıyla çiçeklerin döllenmesini sağlarlar ve o çiçeklerin çoğalmasında katkıda bulunurlar.

Gökle yer arasında arabulucu, yukarıya ağan buharla, buluttan aşağıya yağan yağmurlar da arabuluculuk yaparlar da toprağın bağrında yatanların filizlenmesine, çiçeğe dönmesine ve meyvelerin oluşmasına katkıda bulunurlar.

Dünyanın en küçük ve mutlu devleti gibi çalışan, iki çiçek gibi olan eşler arasında anlaşmazlık baş gösterir ve ayrılma noktasına gelmeden, Rabbimiz hem kadın tarafından bir hakem, hem erkek tarafından bir hakem olmak üzere aralarının bulunmasını ister:

“Eğer aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer aralarını sulh etmeyi isterlerse, Allah aralarında başarı kılar. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir. Her şeyden haberdardır” (Nisa süresi ayet 4/35).

İslam fıkhının 1400 yıldır kullandığı bu yolu, çağdaş Türkiye yeni kanun çıkararak uygulamaya başladı.

Rabbimiz, İslam ümmetinin özelliklerinden birinin de “vasat ümmet” olduğunu haber verir. Yalnız bu “vasat” kelimesi, Türkçede kullanılırken mana kaybına uğrayarak kullanılır.

Arabulucunun Arapçası da bu kelimeden türetilmiş ve “vesıyt” denmiştir.

Rabbimiz buyurur: “Böylece sizi insanlara karşı (her türlü aşırılıktan uzak) orta (yolu izleyen, adil) bir ümmet kıldık ki insanlara karşı (doğruluğun) şahitleri olasınız ve resul de size şahit olsun” (Bakara süresi ayet 2/143).

Her ırktan, her renkten, her dinden insanlara insafla muamele edecek, adaletli davranacak, haksızlığa izin vermeyecek toplum, Müslüman toplumdur.

Müslümanların günümüzdeki durumuna bakarak ayet hakkında karamsar düşünmeyiniz. 1400 yıllık tarihin şahitliğini 200 yıllık ezikliğimiz silemez. Rabbimiz, iki Müslüman toplum arasındaki çatışmaları durdurmak için üçüncü bir Müslüman gurubun arabulucu olmasını emreder:

“Eğer müminlerden iki taife birbiriyle harp ederlerse, aralarını düzeltin. Eğer onlardan biri diğerine saldırırsa, saldırgan, Allah’ın emrine dönünceye kadar saldırgana karşı harp edin. Eğer Allah’ın emrine dönerse, aralarını adaletle düzeltin. Adil olun. Allah adilleri sever.

Müminler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’tan sakı-nın ki, merhamet olunasınız” (Hucurat süresi ayet 49/9-10).

Arabuluculuk her sahada geçerlidir. Komşular arasında ihtilaf çıktığında yüzde doksanı komşuların araya girmesiyle tatlıya bağlanırdı.

Ama günümüzde basın-yayın kuruluşlarının, bazı kanun adamlarının kışkırtmasıyla herkes her an en küçük ağız kavgasını mahkemeye götürmeye teşvik edilir oldu.

Sevgili Peygamberimize iman eden çağdaşlarına “ashab” denir. Müslüman olarak ashabı görenlere de “tabiin” denir.

Hazreti Ömer döneminde sevdiğine kavuşamadan ölen Afra isimli kadınla Urve isimli erkeğin birlikte öldükleri ve iki kabri yan yana kazdıkları ve bu olayın destanının yayıldığı haberi Hazreti Ömer’e haber verildiğinde:

“Eğer Afra ile Urve’ye yetişebilseydim aralarını birleştirirdim” demiş. (İbn’ülCevzi, Menakıb, Sayfa 81, Zehebi, Tarih-ül İslam, Muzaffer Can tercemesi, Cantaş Yayınevi, sayfa 1136, İbniAsakir T. Dımışk 40/217-225; İbnuMakulâ 2/418; Nihayetu’l-İrab 2/201; Uyunu’l-Ahbar 4/129; Ensabu’-Eşraf 35/50).

Sevenleri kavuşturmak, dövüşenleri barıştırmak, dargınları konuşturmak işimiz bizim.

Hindistan ile Pakistan arasında silah değil, keskin dilin bile kullanılmaması için hem siyasi yetkililerimiz, hem sivil toplum kuruluşları hemen harekete geçmelidir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   İnkar Mikrobundan Kurtuluş Yolu
   Haydi Başlayıverin
   Demokrasi Cilvesi
   Çağ İslam’ın ekim çağıdır
   Sekiz milyar bize lazım
   Hiçbirimiz Masum Değiliz
   Çocukken ölenler cennetliktir
   İnsanı ve Çevreyi Kirletenler
   Herifler, İslam'a düşmanlar
   Faydasız İlimden Allah’a Sığınırım

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnkar Mikrobundan Kurtuluş Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sivaslı Olursanız Aklanma Hakkınız Yoktur…
Recep Öğütçü
Köy Şölenleri
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te