Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Faydasız İlimden Allah’a Sığınırım
Pazartesi, 18 Şubat 2019 - (13:09)
Mahmut Toptaş

Ekmeğin karın doyurduğunu bilmeyen yoktur. Ama bu bilgi uygulanmadığı müddetçe ekmek karın doyurmaz.

Aç kalan adam, eline tespih alsa da yetmiş bin defa, “Ekmek karın doyurur” dese karnı doymadığı gibi açlığı artar.

Bir salonda elektrik mühendisleri sempozyum düzenledikleri bir zamanda elektrik kesiliverse karanlıkta yüzlerce mühendis bulunduğu yerden elektriğin nasıl yakılacağı konusunda söz söyleseler aydınlık gelmez.

Bir tanesi kalkar ve arızayı giderirse salon aydınlanır.

Ordinaryüs profesörün sözlü bilgileri, uygulanmadıkça karanlık aydınlığa dönüşmez.

Onun için Sevgili Peygamberimiz:

“Allah’ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlıktan, kabir azabından, sana sığınırım. Allah’ım, nefsime takvasını ver ve onu temizle, temizleyenlerin en hayırlısı sensin. Nefsimin velisi ve Mevla’sı sensin. Allah’ım, faydasız ilimden, senden korkmayan kalpten, doymayan nefisten, kabul edilmeyen duadan sana sığınırım” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Zikr, bab 18).

“Faydasız ilimden sana sığınırım” demiş.

Rabbimiz:

“Onlara, kendisine ayetle­rimizi verdiğimiz (Bel’am) kişinin habe­rini oku. O kişi bu ayet­ler­den ayrıldı da şeytan onu (kendine) uydurdu ve az­gın­lardan oldu” buyurur. (A’raf süresi ayet 7/175).

Bu ayeti açıklarken Taberi, İbni Ebi Hatem, Kurtubi, İbni Kesir tefsiri gibi önemli tefsircilerimiz bu bilgin insanın adının Bel’am bin Baura olduğunu ve Hazreti Musa’nın kavminden olduğunu, İbni Abbas ile İbni Mesud’a dayanarak naklederler. Tevrat’ı en iyi bilenlerden iken İslam düşmanı cebbar bir kavmin yanında yer alarak, onların makam, itibar, mal ve dünyalıklar vermesi sonucunda Musa aleyhisselama karşı savaşarak dinden sıyrılıp çıkmıştır.

İngilizcesi “Concordance et İndices de la Tradıctıon Muslumane” olan, Arapçası “el-Mu’ccem’ül-Müfehref Li elfaz’ıl-Hadisi’in-Nebevi” olan eser, “Kütübü Sitte” diye bilinen Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Mace ile Daremi’nin Sahihi, Malik’in Muvatta’sı ve Ahmed bin Hanbel’in Müsned’i, yani dokuz hadis kitabından bir hadis bulmak istediğinde, tek kelime biliyorsan yedi ciltlik bu alfabetik esere bakarak en fazla bir dakikada kaynağını bulabiliyorsun. Yedi cilt halinde basılmış. Her bir cilt de 550-600 yüz sayfalıktır. Nerdeyse üç bin sayfalık bu kitap 1936 yılında Hollanda’nın Leyden şehrinde basılmış.

Şu anda dünya genelinde her ilim adamının kütüphanesinin raflarında değil, masalarının üzerinde durur.

Ve bu eseri yazanlar da Müslüman değiller. Bir benzeri de yazılmış değildir.

Çağımızda yaşayan sapık Müslüman ilim adamlarını etkileyen, Dozy (1820-1883), Moritz Steinschneider (1816-1907), Ignaz Goldzıher (1850-1921), Theodor Nöldeke (1836-1930), Louis Massignon (1883-1962) gibi çoğunluğu Yahudi, bir kısmı da Hıristiyan olan bu ilim adamlarının bilgileri çok ileri seviyede olmalarına rağmen o ilimleri onlara yol gösterememiştir.

Bilgi amele dönüşmedikçe faydası azdır. Birçok sahabe, (Allah onlardan razı olsun) binlerce hadis rivayet eder.

Ebubekir (Allah ondan razı olsun) yüz elli kadar hadis rivayet eder ama hemen hemen bütün tarikatların son silsilesinde Hazreti Ebubekir vardır.

O, Sevgili Peygamberimize ilk iman edenlerden ve vefatına kadar yanından hiç ayrılmayanlardandır. Peygamberinin haliyle hallenmeye çalışmıştır.

Hadisleri haliyle nakletmiş ve daha çok etkili olmuştur.

Kendi kendine Kur’a okumasını öğrenenle, değerli, icazetli bir hoca efendiden öğrenen kıyaslanmayacak kadar farklı olurlar. Her saha için bu böyledir. İşi ehlinden öğrenmek ve onu amele, eyleme, icraya geçirmek için önde temiz bir model olmalıdır.

Bizim bu çağda en fazla ihtiyacımız, örnek alınabilecek Müslüman önderlerdir. Yok değil mutlaka vardırlar, olmalıdırlar.

Yoklarsa olmaları için çalışılmalıdır.

Bazı bilim dallarını sınıfta öğrettikten sonra laboratuara, atölyeye, ameliyathaneye, sahaya inildiği gibi, insan yetiştirme okullarındaki öğretmenler de öğrencileriyle okul ve cami dışında, hayatın içinde de eğitime devam etmeliler.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Demokrasi Cilvesi
   Çağ İslam’ın ekim çağıdır
   Sekiz milyar bize lazım
   Hiçbirimiz Masum Değiliz
   Arabuluculuk
   Çocukken ölenler cennetliktir
   İnsanı ve Çevreyi Kirletenler
   Herifler, İslam'a düşmanlar
   Kimin kuluyuz?
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Demokrasi Cilvesi
Mehmet Ali Tekin
Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
Recep Öğütçü
Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te